şans oyunları yaşamımızda neler değiştirdi?

2006-10-18 14:10:00

şans oyunları şu anda kimin rüyasında bilmiyorum, fakat o oyunlar sonucunda kazanacağı para bir çok kişinin hayalini süslüyor! bir an önce köşe dönmece ideolojisi sonucu, çalışmadan para kazanma rağbet gördü. sonuç olarak şans oyunlarında şansı açıldı ve bir anda her şey bir şans oyuna dönüştürüldü. eğitimin önemi uzun zamandır yok! uzun zamandır çalışarak para kazanma hırsıda yok! bunları yerini şans ve mafya aldı. eline güç geçiren hemen bir başkasının üstüne basarak zengin olmaya bakıyor! kapkaç bunun bir sonucu! her şeyi dolandırıcılıkla kazanmaya alışan ise yaşamı da o şekilde görüyor! memurum işini bilir ile başladı! sonra her şey değişti! okumadan bir yarışma programına girme şansını yakalamış biri bir anda film veya müzik starı olabiliyor! eğitimliler ise dışarıdan onu izlemekle yetiniyor, şanslılar ise bir eğitim kurumunda öğretmen olabiliyorlar! bir an önce köşe dönmek için hiç çalışmadan şans oyunu oynayan kişi, borçlandı, borçlandı, kazanacağı para ile önce borcunu kapatmayı düşündü, fakat hala çalışarak para kazanmayı düşünemedi! çünkü çalışabileceği bir mesleki bilgisi de yoktur, çalışmayı düşünse de yapacağı bir şey yoktur! parayı ele geçiren ise, kendi egolarını yerine getirebilmek için her türlü zulmü normal gördü! şans oyunları zulmü artırdı mı? şans oyunları yaşamımızda neler değiştirdi? kim araştırdı bu konuda bilgim yok, fakat araştırıldığını da sanmıyorum! çünkü o değişimlerde şansa bıraktık ve kader deyip izlemekteyiz yaşamımızdaki değişmeleri! yılbaşı geliyor, ve yılbaşını yılın dönümü olarak değil, verilecek ikramiye olarak algılıyoruz! milli piyango veya başka adlarla yapılan şans oyunları verdikleri ikramiyelerle anılmaya başladı. çocuk henüz yeni doğmuşken bile eline artık bir piyango bileti veriliyor! şans getirsin diye! şans kaç kişiye vurdu bilmem ama ülke nüfusunun büyük çoğunluğu aynı rüyayı görmeye devam ediyor!   10.12.2005  ismail cem özkan... Devamı

değişim iyi, fakat yönünü bilmek gerek!

2006-10-18 13:26:00

başı bağlı kadınlara yönelik bir olay olmuş bir islam ülkesinde! neden mi saldırmışlar? tamam demişler başınız bağlı da gözleriniz gözüküyor! peçe takın demişler! ülkemizde türban moda gösterileri yapanlar, yarın başlarına bu tip saldırı geldiğinde acaba ne yapacaklar? önce bir kuralım kendi düzenimizi sonra düşünürüz diyeceklerdir. onlar hayatı değil! istanbul sokaklarında dolaşan kara çarşaflılar dikkati çekerken, yakın biz zaman sonra başı açıklar dikkati çekecek! gayrı müslümse sorun değil, yok müslümansa, din ulemasının vereceği karara göre cezalandırılmaları yönünde fetva gelecek!olur mu olur! 12 eylül 80 darbesi yapıldığında kim bilebilirdi ki iktidarı ılımlı islama atatürkçülük adına bırakılacağı? elinde baston, başında fötr şapkası ile dolaşan eski general resim yaparken bunları düşünüyor mu bilmiyorum! dünyanın her hangi bir ülkesinde ve müslümanların çoğunlukta olduğu ülkede yaşananları bizde yaşanmayacağını kim garanti edebilir?   ılımlı islamı eleştiren bekir coşkun, kaç günden beri köşesinde değil! acaba göreniniz oldu mu? 10. köyden de kovulmuş olmasın! çünkü her dönemin adamı olan patronu ne iş yapar kim bilebilir?   dünyanın her hangi bir erinde taşlanarak cezalandırılan kadını, yarın kendi ülkemizde gördüğümüzde, ne kadar hızlı değişti mi diyeceğiz?   değişim iyi, fakat yönünü bilmek gerek!   09.12.2005  ismail cem özkan... Devamı

kim dağıttı bu rolleri bize?

2006-10-18 14:12:00

hayat bir oyun mu? evet son dönemde hayat bir oyuna dönüştü! her şey sonuçta kazanılacak ödüle yönelik davranışlar şeklinde olmakta. bir oyun oynanmakta, sonuçta ki hedefe yönelik! oyun sonucunda her zaman ödül olur mu? olmaz, bazen oyunu oynamak için oynanır. bazen ise içindeki gerçek kimlik yerine, ortamına uygun oynamak için oynanır! hayat bir oyun! acaba? gerçekten oyun mu? bu oyun içine girenlerin sonları genellikle acı ve dram oluyor! kaç oyuncu gerçekten oynadığı rolü yaşadı? kaç oyuncu oynadığı role ulaştı? bilinmez! televizyonlar hayat içinde oyunlar bulundu, onları ekranlara taşımaya devam ediyor. her oyuncunun gerçek yaşantıdan seçilmelerine rağmen, çok değişik rolleri büyük başarı ile oynadıklarını uzun zamandır seyrediyorum. bu televizyon ile de başlamadı. hayır bunun daha öncesi var. politika insanlar arasına girdiği günden beri var, rol var ve oyunlar oynanmakta. doğaya uymayan tek canlı insandır! çünkü doğal davranmayı unutmuştur! doğal davranmadığı içinde doğayı hükmetmeye çalışmıştır. sadece doğayı değil, kendisine de hükmetmiştir! bu hükmetme rolü ortaya çıkarmış ve geliştirmiştir! rol yapmak bir anlamda hükmetmek demek değil midir? yaşam oyun mu acaba? oyunun kurallarına oynanması acaba insanları mutlu mu yapıyor? politik sahnede uzun zamandır rol oynayanlar, bir gün kendi gerçekliği ile karşılaştığında acaba ne düşünür? bu roller insanı ırkçı ve cani yapabilir mi? kim bilebilir demiyorum, tarih sahnesinde ortaya çıkmış kaç cani, kendini yaşamıştır? bir rolü benimseyen elindeki rolünü kaybetmemek için elinden gelen her şeyi yapar ve başarısız olduğunda ne olur? ne yapar? yaşam bir oyun mu? içinde bizler birer figüran mıyız? peki baş oyuncu kim o zaman? yoksa tüm oyuncular mı sahte? yaşam ne sizce? verilen rolleri en iyi şekilde oynanmak mı? peki kim dağıttı bu rolleri bize? kim belirledi? hep soru soru, peki bunların hiç yanıtı yok mu? var mı sizce?   09.12.2005  ismail cem özkan... Devamı

namus için türkü yakılmış, göz göre göre toprak ile buluşmuş!

2006-10-18 14:14:00

namus için cinayet işlenmiş, damlar olmuş yuva! namus için türkü yakılmış, göz göre göre toprak ile buluşmuş! namus belasına kadaaaş diye türkü çağrılmış! nedir demiş bir grup ve yapmış bir araştırma, sonuçta çıka çıka "kadın, kadın bedeni, kadının cinselliği ve kontrol edilmesi" olarak algıladığı çıkmış! cinselliği hala aşmayan toplumlarda cinayetler işlenmeye de devam ediyor! cinsellik nedense son günlerde daha çok konuşulur oldu! tecavüz ettiği kadını teknoloji sayesinde tüm dünyaya yayar görüntüsünü! yaşı küçük kızı hamile bırakanı cezaevine koyacak bi yasa olsa da uygulanmaz! küçük kız ise cinayet işer, yaşı küçük olduğundan dama girmez! dama girmez ama başka bir dama girer! o damda satar etini, kurtarıcı gelsin de kurtarsın diye hikayesini anlatır, anlatır, sonra bir daha anlatır.. bir gün bir yerde boynuna ip asıp çekene kadar bu dünyadan! kim suçlu kim katil belli olmaz namus cinayetlerinde! namus belasına gurban, gireriz damlara! o kadar olur ki namus belasına kurulan damlar, o kadar da kapısında bekleyen adamlar! hem de her damın önünde resmi elbiselerle beklerler! dam deyince anlamayın hep cezaevi olan mahpushane, bir de kerhanesi vardır. her ikisi de damdır. birinde daha özgürdür, biride daha mahkum! hangisinde özgür, hangisinde daha mahkum kimse bilemez! namus belasına işlenen tüm cinayetlerin tarafında erkek vardır. hükmeden! hükmetmesini isteyen bir de ana! yani kadın! hemcinsi hemcinsini yok eder! koruyup kollayacağına! verir eline silahı, der git temizle namusu! namus kan ile temizlenir! çünkü gerdek gecesinde akmalı kan! önce akarsa kan, o zaman namus davası olur! peki politikacılar neden hep namus üzerine demeçler verir! namuslu olun diye bağırır muhalefet! hiç düşündünüz mü, neden her an kullanılır bu namus kelimesi! namus yüzünden gençliğini yaşayaman kızlar! erkekler! bilmedikleri şeyi duya duya gözlerinde büyütenler ise, cinselliği o kadar abartırlar ki, başka şeyi düşünemez olurlar! en verimli çağında olan g... Devamı

sıcak bir gülümseme bırakın çevrenize!

2006-10-18 13:24:01

testisi büyük olan erkeğin beyni küçükmüş! en azından yarasalarda böyleymiş! söz konusu erkekler  daha fazla sperm üretebilmek için beyinlerinin iki misli enerji harcadıkları anlaşılmış. çok eşli olan şempanzelerin testisleri, gorillerin birkaç misli daha büyükmüş. şimdi bu haberden bana ne diyebilirsiniz! bir gün önce aynı gazetede ise zeki insanların çok seks yaptıkları ile ilgili haberler vardı. doğal olarak çok eşliler diğerlerine göre biraz daha enerji harcamak zorundalar! tabi karşısındakini düşünüyorsa! yok bencilse, tek ya da çok olması fark etmiyor! belki sosyal bir ayrıcalık kazanmak için çok eşliliği seçiyor! kim bilebilir? şimdi milletvekili olupta kaç kişi çok eşli? kaçı çok eşliliği savunuyor? son dönemde bireyselliğin artması ile birlikte cinsellikte sanki daha önem kazandı. çünkü cinsellik bireysel bir iştir. sosyal olamaz. gerçi bazı kişiler bunu da toplu merasime döndermiş, partiler yaptığına dair haberlerde okuyorum! dikkat ederseniz son dönemde sağlık ile ilgili haberler gereğinden fazla arttı! o kadar bilgiler alınıyor ki, hangisine inanacağını şaşırıyor insan. çünkü verilen bilgiler birbiri ile çelişki içinde. ve genellikle bireye yönelik ve bireysel çözümler ortaya koyulmaktadır. yani insanı yalnızlaştıran çözüm önerileri. stresten kurtulmak için mistik çözüm yolları önerenler biliyor ki bu mistik yöntemler bireyin tek başına mücadelesini önerir! tek başına koşmak, tek başına yemek yapmak, tek başına... hatta akşamları seksi öneren dahi oldu! her şey bireysel çözüm! bundan 25 yıl önce bu kadar yaygın mıydı? çünkü o dönemde insanlar dedikodu yapmaktalardı! birlikte koşmaktalardı! birlikte futbol oynamakta, voleybol oynamaktalardı! mahallece pikniklere gidilir, ortak bir şeyler yapılırdı! ortak yapılan etkinlikler içinde ise ne stres, ne kolesterol vardı! şimdi bireysel yapılan etkinlikler içinde stresten kurtulmak için yaparken dahi stres oluyor insan! toplu olarak seyredilen futbol karşılaşmaları dahi artı... Devamı

camilerde yeni değişiklikler olacakmış!

2006-10-18 14:16:00

camilerde yeni değişiklikler olacakmış! kadınlar için ayrı, erkekler için cami! bu şekilde bir yeni düzen verilecekmiş! bu konuda duyduğum haberler bana geçenlerde iller bazında belediyelerin adlığı kararlarla ilişki olduğunu çağrıştırdı! içki satan dükkanlar camiden ve okuldan 200 metre uzaklıkta olacak en azından! bu demek ki, cami yetmiyor bahanesi ile her 400 metre aracılığı ile cami yapılacak ve haklımız içki alışkanlığından kurtarılacak! bir de gündeme gelen şu 3000 cami olayı var. bu 3000 cami boş durmakta ve doldurulamamaktadır. cemaati olmayan camiler ülkemizin hemen hemen her yerinde görmek mümkün! bu boş duran camilerde değerlendirmeye alınacak. boş duran camileri yıkmaya akp iktidarının gücü yetmez, .çünkü cami yıkan parti olarak gözükmek istemez! durduk yere bindiği dalı kesmenin anlamı yok değil mi? o halde çözüm yolu kurnazca bulunur! kadınlar için ayrı cami! hem içkiden kurtarılacak halkımız, hem de boş camilere işlev kazandırılacak! cem evi açmaya yanaşmayan diyanet işleri kadın imam konusunda da bir fetva verir sanırım! bu sayede de islam içindeki reform arayışlarında bir başka açıdan ivme kazanmış olacak! çünkü amerika’da başlayan kadın imam tartışmaları türkiye’de hayata geçirilerek hem de islam dünyasına örnek olacak! uçaktan inmeyen hükümetin başı da yukarıdan durumu kontrol etmeye devam edecek! belki yan tarafından geçen cia uçakları ile karşılaştığında da bir tekmil veriyorlardır! kim bilebilir, yukarıda neler olduğunu? camilere yeni düzenlenme veriliyor! kadınlar daha özgür bir şekilde camilerde ibadet edebilecekler! erkeksiz bir cami hayata geçiyor!   07.12.2005  ismail cem özkan... Devamı

insan kendi kendisine de işkence eder!

2006-10-18 13:22:00

sadece işkence yapan başkası olmuyor! insan kendi kendisine de işkence eder! bakın dünyanın en küçük ayaklı bayanları çinde! o kadar küçük ayaklar var ki, insan ilk gördüğünde fotomontaj mı diye bakıyor! Dünyanın en uzun boyunlu insanları ise tayland'ta yaşamaktalar, karen halkı olarak adlandırılıyorlar. en uzun kulaklı insanlar afrika´da.. dikkat edilirse genellikle bayanda uygulanır bu durum. kendilerini daha çok beğendirmek için olsa da kadın, her türlü zora alıp uygulamaya başlar, çünkü atalarından öyle görmüştür! ayağının küçük kalması için gelişim çağındaki çocuğa küçük ayakkabı giydirilir çin´de ve ayağı o kalıba uyması için her şey yapılır. tayland'ta yaşayan bir kültür, kadınlarının boyunlarına halkalar takar ve her halka ile boynu biraz daha gerilir. en fazla halka takan kadın o toplumun en gösterişli kadını kabul edilir! o kadar ki, şimdi gelen turistlere heykelleri satılır, oların ellerinden kahve içilir! gülen gözleri ile çevresine bakar bu kadınlar. birinin ayağı küçük, ötekinin boynu uzun! ortak yönleri gözleri! hiç düşündünüz mü, hayvanlar aleminde bütün erkekler süslüdür! kadınları ise göz alıcı olmazlar. insanda ise tersi, kadınlar süslü, erkekleri son döneme kadar bakımsızdırlar. son dönemde hormonlarının sonucunu tam olarak sergileyenler kısmi bir özgürlük kazandıktan sonra kendilerine göre moda ürettiler, sonra diğer normal hormonlulara da yaydılar! şimdi kaş aldıran erkek daha çok ortada dolaşmakta! başkasına güzel görünmek için her türlü acıyı göze alan sadece insandır! kendine en çok işkence yapanda! çilehane içine kapanıp kendini güneşten esirgeyen derviş ile boynuna halka takan kadın ile, ayağına demir kalpı giyip ayağını küçük bırakan kadın arasında ortak bir yön var, gözleri! hepsinin gözleri bir zafer kazanmış edası içinde parıldar! her birinin gözleri güler başkalarına karşı! ya kendilerine karşı? gözler dahi yalan söyleyebilir ama kendisine değil!   06.12.2005  ismail cem özkan... Devamı

cia uçakları avrupa semalarında işkence yaparak dolaşıyormuş!

2006-10-18 14:18:00

cia uçakları avrupa semalarında işkence yaparak dolaşıyormuş! içinde ne yaşandıklarından kimse sorumlu olamıyor, çünkü ortak hava sahasında uçmaktalar! bir anda bir kaç ülkede aynı suçu işleyebilmek içinde teknoloji sahibi olmak gerek! teknoloji olmadan nasıl suç işlenir. son dönemde teknolojinin hızlı devinimiyle birlikte suç oranlarında da değişiklik göstermekte. suç insanlık tarihi kadar eski. o yüzden hiç bir zaman suç ortadan kalkmayacak. fakat insanı en fazla etkileyen kanun koyucunun yine kendi kanunlarını hiçe sayarak suç işlemesi. insanlığın yaşadığı en üst seviye olan avrupa kültürü ise bu suçların ev sahipliğini yapıyor. gerektiğinde kazanılmış haklar geri alınabiliniyor. kazandım diye sevinen kesim bir bakmışsın ertesi gün yenik bir boksör gibi ring iplerinde aslılı durmakta. cia uçakları avrupa semalarında, dış ilişkiler başkanı ise berlin'de durumu anlatmamaya çalışıyor! cia aslında avrupa güvenliği için uçuyormuş! içinde potansiyel suçlulara suç yüklemekle uğraşıyordur sanırım! bizler hiç yabancı değiliz, bu suç yükleme konusunda! cezaevinde ne kadar suçsuz, işkence sonucu suçu kabul edip yatmakta? kaç suçluda şu anda devlet yönetiminde ya da deniz kenarında yazlığında yaşıyor? kaçı ressam, kaçı yazar oldu? kaçı da bir şirketin üst yönetici kadrosu! cia uçakları avrupa semalarında uçmaya devam ediyor, avrupayı korumak amacıyla! hep bu koruma güdüsü değil mi, bizim özgür davranışımızı ve gelişimimizi engelleyen! hep birilerinin kafasındaki gibi olmak zorunda mıyız? gerçekten korunmaya ihtiyacımız mı var? eğer bu duyguyu ortadan kaldırmak isterse koruyucu, hemen o duygunun ortadan kalkması için potansiyel bir hedef haline gelebiliyorsunuz! ister istemez hemen bir koruma arıyorsunuz! insanlık tarihi eski bir durum, yeni bir şey yok! cia avrupa semalarında uçmaya devam ediyor, avrupayı korumak için! avrupa kendisine saldırıları havadan geleceğine inanır oldu, 11 eylül'den beri! semalara bakar olduk! acaba şu anda kim h... Devamı

her şeyimiz sahte oldu!

2006-10-18 14:20:00

ilk yardım arabalarına ambulans deriz, onlar ile can kurtarılır, daha doğrusu ilk yardım servisine en hızlı ve güvenli olarak hastayı yetiştirmeye yarar. bir kamu hizmetidir, ambulanslar. olmaz olmazı vardır, önce can güvenliği! ülkemizde ise her şeyin sahtesini yaptığımız gibi bunun da yapmışız! keyif almak ve neşelenmek için üretilen şeylerin sahtesini yaptığımızda tam tersi  etki karşı karşıya kalıyoruz. sahte rakı yüzünden gözünü ve hayatını ne kadar canımız oldu? şimdi ise yollarda sahte ambulanslar gezmekte! hatta hasta dahi taşımaktalar! sadece hızlı şekilde yol almak için dolmuşunun üzerine ambulans ve yarım ay resmini koymamış! hizmet veriyor bu sahteleri, tıpkı rakılar gibi! rakı nasıl hayat alıyor, bunlarda hayat almaya başladı! can mı kurtarmak amacı, yoksa para kazanmak mı? para kazanma hırsı insanlara neler yaptırıyor? en kutsal duyguları dahi paraya dönderiyor! en önemli bir durumda bile para kazanmaya çalışıyor! son nefesini vermek üzere biri, diyelim ki kara yolunda. kaza yapmış ve yolun ortasında yatmakta. uzaktan bir ses duyar. da di da di! içten bir sevinç kaplar, yeniden hayata dönmek ister. da di da di sesi gittikçe yaklaşır. başını oynatır, o sesin geldiği tarafa bakmak ister. içini bir heyecan kaplamıştır, yaşam için büyük umut! hastaneye yetiştirecekler ve hayatta kalmasını sağlayacak ses işte gelmekte! gelir gelir ses ve bir anda ses yanındadır. ayak sesleri duyar. yanına telaş içinde gelmiş bir nefes duyar. hemşerim der, paran var mı? anlamaz! hemşerim der telaşla paran var mı? nereden bilecek cebinde ne olduğunu? belki hiç düşünmedi cebinde ne olup olmadığını. o sırada nefes nefese kalan adamın yakını var mı diye sorar yüksek sesle etrafa. bir ses duymadığı zaman elleri ile cebini yoklar. tamam cüzdan var! cüzdan varsa para olduğu garanti değil! içini açıp bakar, visa ya da master card var mı? o da var, hadi der yanında gelenlere, sedyeye taşıyın! da di, da di diyerek kaza yerinen uzaklaşır! her... Devamı

nereden kaldı eski dayanışma ve dostluklar?

2006-10-18 13:20:00

amerikan polisiye dizilerinde ya da macera filmlerinde sokak serserileri hiç eksik olmaz. bir çıkmaz sokakta ya da dar bir yolda kahramanın hep önüne çıkar. buradaki kavgada hep yenilen taraf serseri tarafı olur. kahraman ağzına bir sigara alarak kahramanlığını içine sindirerek gider. arka sokaklarda karşılaşırız serserilere. ana yollarda ise dilencilere. ya da üstleri başları pis olan insanlara. dizilerin vazgeçilmez unsurlarıdır. new york bir çoğumuz hiç gitmeden tanıdık bir yer olur. büyük binalar ve dara sokaklar. yerden çıkan buharlar. my name is tod! diye bağıran insanlar! evet amerikan dizilerinde ölümler basit ve sıradandır. hiç acı duymaz ölecek insan ve bir anda nefesini verir. sonunu hiç göstermez! çünkü ölenler hep yalnızdır. yalnız gitmiştir ölüme. sokakta hiç kimse kimseye güvenmez, her biri yalnızdır. sadece bir sevgilileri varır, o gidince sevgili başka bir sevgili bulur, acı dahi duymaz. tek farkla kahraman için acı duyan her zaman ya yakışıklı ya da güzel biri vardır! kahramanlar insancıl duygularını kaybetmemiş insanlardır! çocukları sever, güzel kadınlar ile yatar! amerikan filmlerinde gördüğümüz tüm bu görüntüler global kültürün bir parçasıymış gibi tüm dünyaya yayılmakta ve her ülkede artık kapkaç, hırsızlık vs normal bir şeymiş gibi algılanmaya başlanıyor. çünkü yeni değerler içinde fakirlik olacaktır ve bu rolü kabul eden insan yığınları bir şekilde hayatlarını devam ettirecektir. çünkü sokakta yaşamak için güçlü olmak gerek! zayıfı gördüğünde ez, cebindekini al! göçlü biri çıktığında karşına boyun eğ! global olarak gösterilen bu filimler bir şeyleri başkalarına taşımıyor mu? exportieren! global kültürde tüm çıplaklığı ile ve ekranlar aracılığı evimize giriyor. filmleri seyrederken her şey ne kadar normal geliyor ve tanıdık? şimdi bizler sokakta aynı olayı yaşadığımızda ise panik oluyoruz! yakında sokaklarda bu olayları normal karşılayacağız, çünkü artık her yerimize işliyor bu amerikan global kültürü! önceleri m... Devamı

şehirlerimizde artık su ve temiz su birbirine karışmaya devam ed

2006-10-18 13:18:00

şehirler tek tek artık su ve temiz su ile uğraşmaya başladılar. bazı illerde ve yerleşim yerlerinde iki su birbirine karışıp evlere ulaştığında salgın hastalıklarda bir bir kendini göstermeye başladı. alt yapı sorunu hep olan ülkeyiz, sorunu çözmek için kafalarımızdakini hep yapacağız deriz, kafamızda kalır! bazı yöneticiler ise seçim sonrası proje çizdirir, iller bankasından ödenek gelemedi der ve yine kağıt üzerinde kalacak projelere dahil edilir. bu arada bir çok proje yapan firmalar her seçim sonrasını ellerini ovuşturarak beklerler… **** açık artırmalar ile el değiştiren silahları gördünüz mü? eski zenginler, şimdikinin hortumcuları ellerindeki silahları devlete kaptırmışlar! onlarda alacağı olarak yine silah severlere satmış! bazı silahları taşınma izni dahi yok, duvara ya da kasaya koymak için alınır! yani bir biblo niyetine! peki bir biblo niyetine satılan silahları kim neden alır? alıcılar acaba bunu açıklayabilir mi? bir de silahlara ruhsat verenlerin bir mal varlıkları araştırılsa acaba neler çıkar? yalnız onlarda uyanık, üzerlerine bir şey kayıt etmezler, çünkü bürokrasiyi iyi tanırlar!  **** bir İngiliz, bir fransız ve bir yahudi'yi hitler'in önüne getirmişler. ölüm cezalarını führer onaylayacak ya..hitler "size bir şans vermeye karar verdim" demiş. her birinize bir soru soracağım.. bilen kelleyi kurtarır." ingilize sormuş.. "buz dağına çarpıp batması binden fazla insanın ölümüne sebep olan geminin adı nedir?." "titanik" demiş, ingiliz ve özgür terketmiş salonu.."nerde battı titanik" demiş, fransıza, hitler.."atlantik'te" demiş, fransız.. o da kurtarmış kelleyi..hitler sona kalan yahudiye dönmüş.."say bakalım kazada ölenlerin adlarını." ….   kafalarındakini hayata geçirmek hırsında olan idealistler ise, işi yokuşa sürmeden kendince bürokratik işleri atlar ve yaptıracağı işi yaptırıverir! laik eğitim sistemi tamamı ile ortadan kaldıran değil, buna zemin hazırlayan kışla siyaseti acaba gözden geçirils... Devamı

komşun aç iken sen tok olma!

2006-10-18 14:22:00

tek tek sıraya girmişler, hacca gitme hazı içinde çevrelerine gururla bakıyorlar. bir yandan da ağızlarını kıpırtadıyorlar, sanki sürekli bir şey söylemekteler. tek tip elbise içinde tek sıra olmuşlar. bazıları yakınlarındakilerin ellerinden tutmakta. yakalarında da bir kart sallanmakta. ellerindeki küçük çantalarda ise bayrak yapıştırılmış, bağlı bulundukları ülkenin bayrağı. şanslılar, çünkü seçilmiş her biri. kutsal toprakların sahibi her ülke için vize koymuş, ve belli insanı oraya kabul ediyor. gidenler şanslı, çünkü seçilmiş oluyorlar. parayı veren gidiyor, fakat belli bir miktarı olan ve durumu ancak oraya kadar götürüp getirecek olanlar her biri tek sırada ve tek tip elbise ile uçağın kapısında beklemekteler! eskiden otobüslerle gidilirdi, şimdi uçaklar daha avantajlı! kim düşünebilirdi bundan 20 yıl önce uçaklara her kesin binip uçabileceğini! hep allahın işi! bak şuna, allah nelere kadir? düşünmeden edemiyor insan! allaha karşı son görevlerini yapmak ve bugüne kadar biriktirmiş oldukları tüm suçlardan arınmak için kutsal topraklara gidiyorlar! kolay değil suçlardan arınmak, bunun da bir karşılığı olmalı! o karşılığı da aracı firmalar allah adına alıyorlardır! her biri tek tek sıraya girmişler ve uçağın kalkması için uçağa binmeye çalışıyorlar! her biride seçilmiş insanlar! hiç düşünmezler o an, putların kırıldığı yer olduğunu! oraya gelenler ile eskiden puta ziyaret gelenler arasında ne fark olduğunu? putları kırdı, bir daha insanlar buraya kadar gelip günahlarından arınmasın diye! şimdi gidenler ise hangi duygudalar? ne demiş, komşun aç iken sen tok olma! peki kimin komşusu tok? neden bu kadar insan günahlarından arınmak için oraya kadar gider? tek tek sıraya girmişler ve ağzılarını kıpırtadıyorlar, sıra kendilerine geldiğinde uçağa binmek için. parası olan ise hiç bu sıralara girmeden daha önce gidip otelinde yerini almıştır bile! içlerinde belli olmayan bir uçak korkusu taşıyarak. her şey tanrı katına temiz ve ak çıkmak i... Devamı

yerel yayınlar üzerine hiç düşündünüz mü?

2006-10-18 13:16:00

yerel yayınlar üzerine hiç düşündünüz mü? yerel yayın adı üzerinde yerel olması önemli olan! fakat bu yerel kalması gerekenler ilk fırsatta ulusal oluveriyorlar! ne mutlu ulusal olanlara elbette, yerelden evrensele ulaşmak her yayın kuruluşunun hakkıdır. almanya bir yerel yayınlar cenneti, her türlü yerel yayın burada devlet tarafından da desteklenmektedir. hatta bazılarını devlet bizzat kendisi yapmaktadır. yerel olarak yayınlanan eyalet tv'leri buna örnek. gerçi ne kadar seyrediliyor bilmiyorum ama her ay belli bir ücreti izle izleme o eyalette oturanlardan alıyorlar! ülkemizde de yerel yayınlar son dönemde tv ve radyo şeklinde yaygınlaşmada. yayınlarının gücünü gören mafya da bu işe el atmadan duramadı doğal olarak! eskiden olduğu gibi silahlı elamanlarını kapıya gönderip para istemiyor, şimdi halka ilişkiler uzmanları ve bazı muhabirlerini kapıya kadar reklam gelirlerini almak için gönderebiliyor, ya da reklam almak için! her şey yasal konuma girince eski kabadayılar şimdikinin beyefendileri oluveriyor! o yerel yerde en üst devlet organları tarafından karşılanıyor ve itibar görüyorlar! yerel yayınların bu kadar hızlı bir şekilde yaygınlaşması sakın anlamayın demokrasi alanında ki bir gelişmedir! yerel mafyanın neyin daha güçlü ve risksiz olduğunu gördüğü günden beri nüfusuna bakmadan her yerleşim yerinde tv kanalı ve radyo kuruverdiler! denetleyene aşk olsun! eğer biraz ileriye gitti mi, ulusal kanallardan biri gelip onu satın alabiliyor! dikkat ettiniz mi, yayıncılık dışında her şeyi yapıyor bu yerel ve ulusal basının sahipleri! kimi madenci, kimi inşaatçı, kimi de yeni petrol kralı! yerel basının sahipleri genelikle ise inşaatçı oluyor! tabi içlerinden madenci de çıkmıyor değil! şu yerel basının demokrasi için bir gelişme olarak alkışlayanlar bir de pencereye içten baksalar ne görecekler? hep merak ederim, bu yerel basın ne yapar diye? sadece yerel haber mi verir? yoksa yerel paraları mı toplar? ülkede son dönemde kapkaç olayları art... Devamı

şov hastanede bitmiş!

2006-10-18 13:14:00

malatya belediye başkanı suyu kaynatmadan içilebileceğini göstermek için içmiş, ve tifo olmuş ailesi ile birlikte! şov hastanede bitmiş! bunun ki biraz erken bitmiş, ya çernobil sonrası çaylarını tv ekranlarında içenlerin? onların şovları hala sürmekte ve suçu işleyenler rahat rahat hala ortalıkta dolaşmaktalar! çayı onlara bakıp içenler ise artık kemikleri dahi toprağa dönüşmüş durumda. ülkemiz ne garipler ülkesi, eğer bir olumsuz olayla karşılaştığımızda, aslında o olumsuz değil deyip ekran önüne çıkıp olumsuz olayı kapatmak için her türlü şaklabanlığı yapıyoruz! yapıyoruz da ne oluyor? olumsuz olması gereken yine oluyor! kapanmıyor o kadar şaklabanlığa rağmen! halkımız eskiden beri kralların soytarısı olmaya özenenlere hep gülmüştür, çünkü soytarılar hiç bir zaman kendi kimlikleri ile ortada dolaşamazlar! kimlikleri sırf çıkar için değiştirenler ise, şaklaban olmaktan kendilerini alamazlar! ülkemizde ne kadar şaklaban politikacı var? bir de onlara yağcılık yapan ayak takımı! işi olana kadar ayıya dayı diyenlerin ise hattı ve hesabı yok! çünkü ülkemizde işler bu şekilde yürüyor! sadece ayıya dayı demekle kalmıyor, bir de dosya arasına sıkıştırılan yeni türk lirası da cabası! şaklabanların bol olduğu ülkede artık şaklabanlara da kimse gülmez! bir belediye başkanın yaptığı şaklabanlığa en başta kendi ailesi gülmemiş, hastane tedavi olurken! mahkeme kararları ile ortalıkta dolaşan suçlular ülkesi olduk! o kadar ileri gitti ki, mahkemeler suçluyu getiren polisin gözüne baka baka bırakıyor. bu durumda suçlu nasıl yakalansın? yakalamak için insanın aptal olması gerek! o yüzden suçlu ile vatandaşı karşı karşıya bırakıyor yargı! vatandaşta kendi bildiği yöntemle üzerinden gelmeye kalkıyor! tabi kalkabilirse! kalakalmazsa şaklaban olmaktan da geri duramıyor! hayatta kalabilmenin belki ön koşulu! bir ülkede hukuk kuralları her kesme eşit düzeyde uygulanmazsa o ülkede şaklabanın ve şarlatanı da bol olur! bu durumda kimse gülemez!   03.12.200... Devamı

bir yerlere gitmeli...

2006-10-18 14:26:00

bir yerlere gitmeli ama nereye, giderken yalnızlığım beni geçirmeye gelsin! kaç defa söyledim bu cümleyi? kaç defa yazdım? kaç defa duvardan yansımasını duydum? hep soru hep soru, yok mu bunların yanıtları! elbette var, o yanıt insanın içinde yankılanır, yankısı zaman zaman can acıtır! çevreme bakıyorum, çoğu insanın gelecek öngörüsü kalmamış, kimisi elinde bir mum önünü aydınlatmaya çalışıyor, kimisi gözlerine gözlük takmış, yakıcı güneşten kendini korumakta! acılar ile yoğrulmuş bir kuşak durmakta yurtdışında! her şeyden uzak! hep itilmişler! hep iteklemişler! itekleme oldu mu, iki taraflı olur. fakat yurtdışında daha farklı oluyor, üç taraflı! şimdi geldiğin ülke seni iteklemiş buralara, geldiğin ülke ise iteklemiş, geldiğin ülkeye doğru, sen ise arada iki tarafa ellerini kaldırmışsın, ezilmemek için arada durmaktasın! aslında sen de iteklemektesin iki tarafı! iki derede kalmak sözü sana en çok uyanı! bu duyguyu yaşamak için yurtdışına çıkmak zorunda dahi değilsin, her an iki taraf arasında kalıp, iteklediğin bir çok olay olmuştur. zaman hızlı değişiyor, değişen zamana ayak uydurmayı bıraktım, kendi bildiğim gibi yaşamayı seçtim. çünkü ayak uydurayım derken ruhumu geride bıraktığımı gördüm! ruh vücuttan geri kaldı mı, o zaman daha çok yıpratıyor insan kendini. hedeflerinden daha çok uzaklaşıyor. hedeflerin belki hepten ortadan kalkıyor! insan zaman zaman durulmalı ve dinlemeli kendini, dinlerken de ruhun ile birleşmeli. eskisi gibi kendin ile barışık olmalı. bu hızlı değişim için de kaç insan kendisi ile barışık kaldı ki? durmadan yeni hastalıklar çıkmakta, yeni virüsler ortalığı kavurmakta. değişim o kadar hızlı ki, doğa bile isyan etmekte! doğal olmayan canlı konumuna geldi insan. doğa dışı olduğu içinde kendisinden olmayan doğayı rahat bir şekilde yok etmekten de çekinmiyor. sırf liberal ekonomi düşüncesi adı altında her şeyi yağmalıyor. her şeyi maddi bir gelire dönüştürme çabası içinde! dostlukları, geçmişi, aklına ne kadar şey geliyo... Devamı

aydın doğan kim?

2006-10-18 13:12:00

aydın doğan kim? gazeteciler biliyordur aydın doğan kim olduğunu, fakat isminden başka bir bilgim yok! adına karikatür yarışmaları düzenleten kişi! adına tv kanalı kuran! adına holding ismi veren! adını o kadar çok seviyor ki, her yerde doğan var! ne yapıyor? ne yapmak istiyor? kimler tarafından destekleniyor? basın dünyasının önemli bir bölümünün sahibi aydın doğan gerçekten kim? ben tanımıyorum, tanıyan var mı? sedat simavi adına yapılan karikatür yarışmasını kendi adına döndürmüş, buna da kimse itiraz etmemiş! parası var kardeşim istediği isim ile yarışma yapar ve adını ölümsüzleştirir! buna itirazı olanı ben tanımıyorum, tanıyan var mı? parası var, ne yapsa yeridir! bir kişi adına yapılan yarışmalar benim bildiğim kadarı anmak amacıyla yapılır! aydın doğan yaşıyor benim bildiğim! sedar simavi adına verilen karikatür yarışması dünyanın önemli etkinliklerinden biriydi, karikatürün oskarı dahi denmekteydi, adına yarışma düzenlenmişti, çünkü kendisi karikatür çizmişti. yani ilgisi vardı karikatür ile. aydın doğan sanırım kendisi çizer değil, sadece okuyucu/izleyici olması gerek! ***** parasıyla değil mi, istediğinde profesör  ayağına çağırıp fırça atar! gerektiğinde ünlü gazetecileri önünde hazır olda bekletir! kendine bağlı gazetelerde çalışan gazetecileri gerektiğinde birbirine düşürüp kavga etmelerini seyreden! tatilde olmasına rağmen, ayağına ünü bir gazeteciyi çağırıp haber sunmasını isteyen bu kişi kim? kendilerini onurlu ve hiç bir zorluk karşısında eğilmediğini söyleyenler, bu kişi karşısında eğilmelerini ve sessiz kalmalarını bana kim açıklayabilir? ***** ulusal gazetelerin sahipleri basın içinden gelen kişiler değil! kısaca yabancı basına, fakat gücünün farkında olan kişiler! biri madenci, ötekinin asıl işinin ne olduğunu dahi bilmiyorum! bir de yeni olarak tekstilci girmiş basın işine! ***** para için yapılan yatırımlarda önemli olan, en az elemanla en çok para kazanmaktır. gazeteleri, gazeteden çıkarıp bir ticari kur... Devamı

kaybolan sadece geçmişimiz mi?

2006-07-12 22:04:00

gecenin bir saati olmuştu, uykum kaçtığı için oturuyordum. gündüz satın alınacak gazeteleri internetten okudum. belki başkalarına göre biraz erken okumuştum haberleri, teknolojinin hızı sayesinde! geçen olaylara baktım ve ne hazin çağda yaşıyoruz diye iç geçirmeden de duramadım. hazin çağın kaybolan kuşaklarındaydım belki. fakat hala kendi düşüncesini söyleyebilen ve bunu paylaşan olduğum içinde diğerlerinde farklılaşıyordum. kaybolan sadece bir kuşak mı? kaybolan geçmişin yaratılmış olan bir çok değeri de tarih sahnesini alıyordu. eskiden dostluklar vardı, her şey paylaşılan. şimdi dostluklar çıkarların el verdiği oranda yürüyor! bundan uzak değil, yirmi yıl öncesi dahi nostalji yapılacak şeyler vardı, ya şimdi? nostalji yapabilmek için anı gerekiyor! insanların çoğunun anısı elinden alınmış durumda! o kadar hızlı yaşıyoruz ki, geriye dönüp bakma fırsatımız olmuyor! bu hızlı yaşam içinde gelecek perspektifi olmadan günlük olayların peşine takılmış bir şekilde günü kurtarma yarışı içindeyiz! akşam eve ne kadar yorgun ve bitmiş halde döndüğümüzü belki bir dostumuza telefon ile anlatıp, akşam yemeğini yer yemez, yatağın çağrısına uyup yatağa giden çok insan vardır aramızda. çok şükür, çok şükür bugünü de kurtardık! yarın endişesi içinde olan genç kuşak, endişesi dahi olmayan orta ve yaşlı kuşak! pakistan´da depremde evlerini kaybedenler soğuk yüzünden donarak ölmeye başlamışlar! belçika´da bir işsiz soğuktan donduğu için tüm dünya basını ona daha çok yer verdi! belçika hükümeti bir daha bu tip olayların olmaması için önlem alacağını belirtti. pakistan´da yok olan kuşağın ebeveynleri ise şimdi kendilerinin hayatta kalma mücadelesi içindeler. onların elbette umurunda değil, dünyanın bir şehrinde toplanmış olan devlet adamlarının, dünya ekolojik dengesi üzerine yaptıkları toplantıdan! ekolojik dengenin bozulmasına sebep olanlar sanki kendileri yapmamış gibi olayı dışarıdan izleyip gerektiğinde veto hakkını kullanmaya devam ediyor! istanbul'da... Devamı

köy içinde aşk hikayesi.

2006-10-17 22:06:00

geçenlerde yunan kanalı ert sat'da bir film seyrettim. üstelik konuşmaların hiç birini anlamadığım halde zevk ile seyrettim. seyrettiğim filmin adını dahi bilmiyorum. film bir yunan köyünde geçiyor ve siyah beyaz şekilde çekilmiş. bizim 60'lı yılların filmleri gibi. köy içinde aşk hikayesi. fatma girik yerine başka bir sanatçı, kadir inanır yerine başkası! bu başkalar uzar gider.. dikkatimi çeken her şeyin çok tanıdık olması. efe kıyafetleri vardı erkeklerde, ek fark, yunanlar etek giyiyorlardı! kadınlar aynen bizdeki gibi saçlarını bağlamışlar, başörtü biçimi filan hep aynı.. evler de aynıydı! evin duvarına bizde eskiden olduğu gibi halılar asılmış, yataklar üstü örtülerek bir yere kaldırılmış. aynen eskiden bizde olduğu gibi. düşündüm, bu kadar benzerlik doğaldır diye. doğal çünkü 900 yıl yan yana yaşmamışız! bu 900 yıla itirazı olanlar olabilir ama açıklayayım, bizlerin ortak yaşayışı sadece osmanlı ile sınırlı değil, onun öncesi de var! bu yıllar boyunca kültürler elbette birbirinden etkilemişler ve birbirlerine benzemişler. benzememeleri doğal olmaz zaten. ulus devletin ortaya çıkması ile uzaklaşmışız. 83 yıllık tarihimizde, birbirleri ile bunca yıl ortak yaşayanlar birbirinden ayrılmış ve başka coğrafyalarda yaşamak zorunda kalmışlar. fakat geriye kalması gereken dillerde, günlük yaşantımızdan çıkıp gitmiş. ortak yerde yaşayanlar birbirlerinin dillerini bilir. peki ülkemizde kaç kişi giden komşusunun dilini konuşabiliyor? 900 yılda oluşan o büyük kültürel birikim 83 yılda yok etmişiz! ulus devleti işe bu kadar tehlikeli olduğunu bu filmi seyrederken yüzüme bir kez daha çarptı. umut ederim ulus devlet ortadan kalkar ve eskiden odluğu gibi halkalar birbirleri ile kaynaşmış şekilde çok kültürlü bir gelecekte yaşar. her kişi komşusunun dilini anladığı birden fazla dil bilmenin normal olduğu gelecek dünya özlemi ile yazımı bitireyim.   29.11.2005  ismail cem özkan... Devamı

sansürü sadece devlet yapmıyor!

2006-10-17 22:08:00

türkiye isviçre maçı sonrası yaşanan gelişmeler içinde belki dikkatinizi çekmiştir, ulusal basının büyük bir bölümü olayları tek yönlü verdi ve suçlu olarak konuk takımı ilan ettiler. aslında bu gelişmeler iyi bir planın parçası ve o planın olması gerektiği gibi işledi havası hakim oldu. takımın iyi oynayıp oynamadığına ve oyuncuların ne yaptığına bakılmaksızın ülke çıkarları öne alınarak gazeteler hazırlandı. bu ulusal kanallardan birinin yazı işleri müdürü kendisini şu şekilde savunuyordu; bizler türkiye için kalemlerimizi oynatırız, eğer türkiye çıkarları olayları görme diyorsa bizler görmeyiz! kısaca kendisinin yaptığı bir sansürü pişmiş bir şekilde savunuyor ve öne milliyetçiliği alıyordu. yaptığı resmen bir sansürdü, sansürcü sadece devlet değil, bizzat kendimiz olduğumuzu bir kez daha gösteriyordu. o kadar seyircinin önünde olan olayları görmeden haber yapan gazeteler, haber yapan bir gazeteyi taşlamak için ilk önce eline taş alıp yola çıktığını da tarihimizde görmeden edemeyiz. evet tan gazetesi olayı buna benzer bir durum sergilemişti, yıllar önce! o olaya katılanların ikisi başbakan olmuş, biri de ulusal gazetenin sahibi konumunda, şu sırlar başyazarlığı da elinden bırakmıyor! sol adına söyledikleri gobel'sin söylediklerinden de pek farklı değil! gazetesinde hala sol dünya görüşünü savunanlarda var! ne yazıp yazamayacaklarını bu futbol karşılaşmasından sonra görülen davranışa bakarak görülebilir! ülke çıkarına aykırı haber olan ne kadar haber geçmiştir elinden? kaçından haberimiz oldu? sansürü sadece devlet yapmıyor! kendimiz yapınca otosansür oluyor! sonuç sansürcüler hala ülkenin neyi öğrenip neyi öğrenmeyeceğini belirliyor. çok sesli görüntü veren basınımız ülke çıkarı olduğunda nasıl tek ses olacağını başarılı bir şekilde göstermiş oldu! peki burada gazeteciler ne yaptı? ekmek kapısı ses çıkarsa sorun olur, en iyisi yıllardır yaptığı gibi sessizliğe gömüldüler! sansürü arayacağımız adres dışarıda değil, kendimizde olduğunu ne za... Devamı

almanya’ya kar yağdı, bütün hayat alt üst oldu!

2006-07-17 22:05:00

almanya’ya kar yağdı, bütün hayat alt üst oldu! o kadar kötü sonuç oldu ki, ilk defa koca bir bölge elektriksiz kaldı. elektrik direkleri yıkıldı ve ekonomi bir kez daha aşağılara doğru indi. yollardaki kazalar milyonlarca euro’dan bahsedilen zararı da yanında getirdi. suprizlere alışık olmayan almanya devleti ise bu doğa felaketi karşısında ne yapacağını şaşırdı! insanları bir düzene koyan devlet bir türlü doğayı istediği gibi yönetemiyor! bir felaket geldin mi arka arkaya geliyor! yeni hükümet eski hükümetten aldığı felaketi düzelteyim diye düşünürken, şimdi bir kez daha geriye giden ekonomi karşısında hangi ülkeye gidip yardım dileneceğini şaşırdı! avrupa birliği web üzerinde etkili olma isteği başka bir bahara kaldı, dünya tekeli olmayı sürdüren yine amerika oldu! felaket geldin mi, arkası gelmiyor! ülkemizde bir top yüzünden birbirine girmiş insanlar, hem de stadyum çevresinde değil, taaa ankara'da! dünyada en büyük derbilerden biri ülkemizde oynanıyor! bunu sadece biz duyuyor ve biz izliyoruz! kimin tv’si bu derbiden bahsediyor! hala kendimizi dünyanın merkezinde görüyoruz, belki de öküzün boynuzunda olduğuna inanıyoruz! en iyisini nasrettin hoca yapmış, durduğu yeri göstermiş ve dünyanın merkezi olduğunu göstermiş! en iyi sazı çalanda o, çünkü bir sürü insan onun bastığı yeri aradığını biliyordu! ben de parmağımı bir olaya bastım, aslında herkes bu sorunun noktasını arıyor! benim başparmağımın altında o nokta! hala göremediniz mi?   22 adam bir sahada koşuyor 90 dakika, milyonlarca insan bir hafta boyunca onu konuşuyor! demek o kadar konu sıkıntısı çekiyor insanlar, konuşacak başka bir şey kalmadı! ne sorun kaldı ne başka bir şey! futbolun bu kadar önlenemez yükselişinde acaba liberalizmin etkisi var mı demeden de duramıyorum! bencilleşen insan belki ilk defa orada sosyal olduğunu hissediyor! belki de elinde kalan tek aidat duygusu! ona sarılıyor! gerçi her sabah okullarda çocuklara doğruyum çalışkanım diy... Devamı

alman devlet yönetimi üzerine hiç düşündünüz mü?

2006-10-17 22:04:00

alman devlet yönetimi üzerine hiç düşündünüz mü? çünkü türkiye tarihi içinde derin izler bırakan bu devlet bize ne kadar yabancı? bana yabancı gelmiyor! bir çok yönü ile bizim devletimize ne kadar çok benziyor! almanya’da tüm toplum aslında örgütlüdür, bizde olmayan bir şey! o kadar örgütlü ki, işsizler dahi örgütlü! homoseksüeller, biseksüeller, işçiler, memurlar, polisler, öğretmenler, milletvekilleri, işverenler, gazeteciler.. aklınıza ne kadar grup geliyorsa hepsinin almanya’da bir örgütü var, bazıları sendika şeklinde, bazıları kulüpler ve dernekler şeklindedir. fakat her toplumsal grup burada örgütlüdür. her örgütlü insan başka bir örgüt içinde de yer alabilir. yani tek örgütlenme yetmemiş, başka örgütlenmeler içinde de kendini ifade edebilme özelikleri vardır. bizde ise 12 eylül sonrası gelen örgüt öcüsü ve daha sonra liberal politika sonucunda sivil örgütlenme istenilen düzeyde olmamıştır. almanya’da sokaklar, şehirler ve eyaletlerde siyasi veya kültürel örgütlenmeler içinde yer alabilir! her şehri, köyü kendi şivesini geliştirmek için olanaklara sahiptir. kendilerini başkalarından ayırmak için abartılı şekilde bazı özeliklerini öne çıkaran yerleşim birimleri dahi vardır. bunda bayern eyaleti kendi özelliğini vurgulamak için eyalet girişlerinde bağımsız bayern'e hoş geldiniz tabelası dahi görebilirsiniz! kendisine ait bir de tutucu bir partisi dahi vardır, şu anda hükümette temsil edilmektedirler. bizde yerel bir özelik ortaya çıktın mı, bölücülük histerisine kapılınır! ulus devlet sürecini henüz tamamlayamayanlarda bu tip histerilerin olması doğal! almanya ulus devlet olma sürecini iki dünya savaşı ile iyicene kalın harflerle çizmiş ve çözmüştür. onca acıya karşın. tarih önünde hala suçludur. bu kadar örgütlü toplum olmasını sağlayan devletin kurucusu bismark ailesine borçludur. çünkü örgütlü toplumları kontrol edebilmek daha kolaydır. anarşi olmaz orada! beklenmeyen hareket genellikle olmaz! devlet istediği kadar ... Devamı

bizler uçmaya devam ediyoruz!

2006-07-17 22:02:00

"Sarışın güzel koşarak evinin kapısından çıkıp bahçedeki posta kutusuna gidiyormuş. "Acelen ne" diye sormuşlar. "Bilgisayar ekranında 'kutuda mektubun var' diye yazıyor. Onu almaya gidiyorum" cevabını vermiş. "   teknoloji ile uzaklaşan insan bazen nasıl davranacağını bilmiyor. bizleri teknolojiden uzak tutan demir perde değil, yılların getirmiş olduğu ulusal sınırlar olduğunu globalim politikaların yaygınlaşması ile daha iyi anlaşılır oldu! sadece globalim mi? elbette değil! teknolojide gelişim her alanda çok hızlı yayılırken, eskisi gibi ulusal olsun ama çürük olsun alalım mantığı da bir kenara bırakıldı! uluslar üstü firmalar artık hiç bir sınır tanımadan benliğimizin içine kadar girdiler! yatak odaları artık eskisi gibi iki kişi ile sınırlı değil, tüm dünyada yayınlanan bizi biri gözetliyor konumuna döndü! canlılar arasında tek dikizleyen canlı insan! dikizlemek ise insanlık tarihi kadar eski sanırım. bizler yani teknoloji üretmeyen ulusun evlatları olarak sadece gelişmeleri dikizliyoruz! izleyici konumda olduğumuzdan, ekolojik gelişmeler, felaketler vs ile ilgilenmeden kendi dünyamız içinde dünyanın merkezi bizmişiz gibi olayları yorumluyor ve olayların ortasında kendimizi koymaya çalışıyoruz! fakat kimse bizden haberi dahi yok! dikizlenen insan dikizleyenden genelde haberi olmaz! olmadığını dahi bilmiyoruz. bilebilmemiz için izleyici konumdan çıkıp yaratıcı olmamız gerekir ki, onun için de bilgi birikimimiz yeterli değil! bunu 83 yıllık eğitim sistemimizde aramayın sadece politik arenada kendini gösteren tüm politikacılar da suçlu. ulusal sermayeyi geliştirelim diyerek zamanı durdurmaya kalkanlar teker teker sahneden çekilirken, nasıl davranacağını bilemeyenler eMail geldiğinde koşup posta kutusuna bakmaya devam ediyorlar. hala başörtüsü gibi bir bez parçasını kendi hayatının merkezi yapanlar, ancak onun altında güneşlenebilirler. boeing ile airbus savaşının aslında ki gelişmeler, amerika avrupa arasındaki rekabetten haberi ... Devamı

her şeyimiz şeffaf olacaktı değil mi?

2006-10-17 22:02:00

son dönemlerde polis hücre evlerine baskınlar yapıyor ve köle olarak kullanılan doğu bloku kadınları kurtarıyor! kadın ticareti ülke sınırları içinde olmaktan çıkmış global bir durum almış! kadınları pazarlayanlar ise yine hemcinsleri olan kadınlar! kadın kadını pazarlıyor! kime? doğal olarak erkeğe! eskiden polis hücre bastı mı, daha sonra o baskında elde ettikleri ile basının önüne çıkar sergilerdi! genelikle sol gruplara ait olan bu hücre baskınlarında ise daktilolar, kitaplar ve dergiler sergilenirdi. şimdi ise baskın sonucu bir şey dahi sergileyemiyorlar! normalde bu baskınlar sırasında haplar, uyuşturucularda yakalanıyordur, kadın tacirleri ve kadınlar dışında! bir de parası olan erkekler! hücre evleri genelikle gizli olurdu eskiden, şimdi bu kadar erkek gelip işini görüp çıkıyorsa gizli değildir diye düşünüyorum! kimin parası var, kimin ihtiyacı var, nereden bilecek değil mi kadın ticaretçisi? bir adresi açık olarak ifade etmesi gerek! dünyada en fazla hayat kadını türkiye sınırları içinde yaşadığını ve her yıl hayat kadını olma oranının en yüksek olduğu ülke yine aynı ülke olduğunu biliyor musunuz? acaba bu durumu birileri teşvik mi ediyor diye içimden geçiriyorum! çocuk bakıcılığı bahanesi ile getirtilen bu kadınlar hiç karşılık vermeden etinden yararlanan bir sistem kurulmuş ve bu işte iyi para kazanlar olduğu sürece de engellenecekmiş gibi gözükmüyor! liberal ekonomi denilen şey bu olmasın sakın! her isteyen istediğini pazarlayabilir!   eskiden manukyanın işlettiği kerhaneler vardı, vergi roketmeni olduğu için belki aklımda kalmış bu isim! acaba bu pazarlayanlar vergi verse devletimiz ne kadar kara geçer? en iyisi hazineden geçinen devlet memurlarının gelir kaynakları ile üzerlerine kayıtlı olan mal varlıkları incelense, neler çıkacak, neler olduğunu göreceğiz!   ankara'da 250 dolara satılan villalarında sırrı belki ortaya çıkar!   kim verebilir bu kadar parayı hiç düşünmüyorum, çünkü satın alanlar belli değil ... Devamı

bizde insanlar neden diktatör olma heveslidirler?

2006-07-11 22:01:00

bizde insanlar neden diktatör olma heveslidirler? iktidarı alan, iktidarı kaybetmemek için elinden ne geliyorsa her şeyi yapabiliyor. tek doğru öğretildiği için yaşamı da tek olarak yaşayan bizlerden başka şey beklenmesi acaba yanlış mı? her şeyi tek olarak açıklayan eğitim sistemimizde felsefenin ve mantık derslerinin kalkamsı ve yerine ne aldığını hiç düşündün mü? iktidardan yıpranarak giden kişi, yeniden nasıl oluyor da umut olarak geri iktidara taşınabiliyor? sürekli geçimsizlik yüzünden ayrılan eşler, bir süre sonra eskisinden hiç bir farklı olmayan birleşmeler yapmalarını nasıl açıklanır? kendimize güvensizliğimiz mi? yalnız kalma korkusu mu? zayıflığımız mı? toplumsal baskılar mı? nedir bizi diktatör yapan bu kültür? emir vermeyi seven bir toplum olduğumuzdan rica etmeyi bile bir yabacı dille yaptığımızı hiç düşündünüz mü? çok mersi gibi bir söyle sanırım bizler uydurabiliriz! kelimelerimizi kısıtlayıp fakirleştiren acaba bireyler mi? eğitim sistemimiz mi? sıradan türk insanı kaç kelime ile yaşamakta? kaçımız okuma yazma bildiğimizi sanıyoruz? okuma yazma bildiğini iddia eden üniversite mezunları içinde eşlerini döven oranı ilk okul mezunlarına göre kat kat fazla olmasını nasıl açıklanır? kentlerimizin mimarı normalde kendimize ait değil, örneğin 80'li yılların mimarisi konusunda türkiyede bir araştırılma yapılsa acaba örnek gösterilecek tek bir bina var mı? belki cezaevleridir! o yıllarda her yer cezaevleri olmuştu, işkencedenler ve kötü muamele her yere kadar yayılmıştı! devletin dirliği ve bütünlüğü için kaç kuşak feda edildi? neden bizde demokrat politikacı demiyorum, insan çıkmaz! çıkanlara karşı neden saldırılar fazladır? bu sadırların altında acaba utanma duygusu mu var? her an her yerde kavgaya hazır yürüyen insanda acaba normal davranış beklenebilir mi? iş yerinde zayıf olan birey, kendisini güçlü hissettiği her yerde diktatör olması acaba bir rastlantı mı? ne kadar çok soru birbirinin içinde? bu kadar soru acaba benim... Devamı

girdik bir alamete gidiyoruz global olarak!

2006-07-11 22:01:01

aeg hepimizin tanıdığı bir marka. bu marka satılmış. satın alan ise Almanya´daki fabrikalarını başka ülkeye taşımaya karar vermiş, çünkü maliyeti çok diye. global dünyada ürünler ve fabrikalar her yere taşınabilmekte! fakat aeg işçileri ve sendika direnişe geçmiş bu durum karşısında. aylardır direnişte olan fabrika işçileri fabrikayı yeni satın alan uluslar üstü firmaya teklif götürmüş. umut ederim bu teklif bizim ülkemiz içindeki işçilere örnek olmaz! sendika işverene verdiği teklif şu şekildeymiş; biz maaşlarımızdan %16 feragat ediyoruz, yani eksik alacağız. yıl sonu verilen parayı istemiyoruz, bir de tatil parası vardı eskiden onu hepten gözden çıkarıyoruz. ve de fabrikada işçi fazlalığı varsa eğer ona da siz çare bulun, herhangi bir direnç göstermeyeceğiz! peki fabrikanın yeni sahipleri ne demiş? hiç düşündünüz mü? şu anda demişsisinizdir işveren balıklama atlar bu öneri karşısında! hayır, öyle olmamış. yetkili kurularımıza götürelim ve düşünelim. sonra kararımızı size bildireceğiz! yıllardır evimizin bir yerlerinde duran bir marka ve çalışanlarının son durumu! almanya´da yeni hükümet kurulur kurulmaz, fabrikalardan ve iş yerlerinden işçi çıkarmalar hızlandı. bütün bunlara karşın hükümet yapmış olduğu protokol da (partiler arası) ve programında çalışma yasasında değişiklikler yapacak. bu değişiklikler tahmin ettiğiniz gibi işçi lehine değil aleyhine olacak. benim okuduğum kadarı ile bir madde ilgimi çekti. orada denmekte ki, iş veren kendisi için verimli olmayan işçiyi hiç bir gerekçe göstermeden 15 gün öncesi bilgi vermek kaydıyla işten çıkarabilecek. yani işçi ile işveren arasındaki sözleşme tek taraflı olarak feshedilecek! bütün bunlara karşın sendikalar ne yaptı dersiniz? koskocaman hiç! ve sadece alkışladılar bu yeni hükümeti! merkel ilk yaptığı eylem memurlara verilen ve işçilerden alınan yılbaşı öncesi ikramiyeyi kısıtlamak oldu. memurlar buna karşın imza toplayıp protesto ediyorlar. yani memur sendikaları sokakta değil! tek endi... Devamı

almanya sorunlar içinde boğuşurken...

2006-10-17 22:00:00

almanya yeni başbakanını selamlıyor ve bir ilke imza atan merkel, kendi iktidarının ilk günü heyecanıyla tebrikleri kabul ediyor. almanya sorunlar içinde boğuşurken bu başbakanında yeni ümiter vaat etmediğini gösteriyor. bir ilk gerçekleşirken, bu sorunlar ile demir leydi'nin politikasızlığı ile ne kadar yol gideceğini de düşünmektedir. fransa sokak gösterileri ile kendi gündemi içinde mahkum olurken, abd başkanı başka bir yerde kendi politikasını hayata geçirmek için neler yapacağını düşünmektedir. bizde ise başka bir dünyadaymışız gibi kendi sorunlarımız içinde yoğrulmaktayız! bir yanda uefa'dan gelecek cezaya karşı ne yapacağımızı düşünürken, yapılanları nasıl masum şeyler olduğunu gösterme çabası içindeyiz! bir bombalama sonrası yaşananlar ise, gazete köşelerinde soruşturulmaya çalışırken, sanki gözden kaçırılmak istenen bir şeyler varmış gibi geliyor bana. buzulların erimesi üzerine düşünen bilim adamları, kendilerince önlemler ortaya koymasına rağmen, politikacılar kendi iktidarlarının daha uzun nasıl sürdüreceklerini düşünmekteler! ülkemizde bir politik kaos yaşanırken, durmadan bir yerlerde iktidar kavgası sonucu yeni şeyler olurken, japon bilim adamları istanbul trafiğinin nasıl düzenlenebileceği üzerine projeler üretmekteler. bizler ise şemdinli bombası sonucu neler olduğunu düşünmekteyiz! hep ayrıntılardan yeni sonuçlar çıkarıp, düşüncelerimizi paylaşıyoruz! ben de onlardan biri oldum! ve düşünmeye devam ediyorum! fakat ben kendimce sonuca ulaştığım için bir daha bu konuda yazmamaya dikkat edeceğim! olaylar üzerine biraz daha dikkatli düşündüğümde başka bir ayrıntı dikkatimi çekti. neden bu kadar amatör yakalandılar? bir istihbaratçı ve itirafçı nasıl olurda bu kadar açıktan ve gündüz gözü eylem yapar? neden eski bir pkk'lının dükkanını bombalar? bu soruları sizde sorduğunuzu düşünüyorum! ben kendimce bir sonuca vardım ve bu konuyu burada kapatacağım kendimce! çünkü son dönemde o bölgede bombalı eylemler sıkça yapılmaya başl... Devamı

düzene koyan elbette güçlüler!

2006-07-10 21:59:00

hizaya sokmak sanırım insanlık tarihi kadar eskidir. düzen ve nizam için kaç kişinin canı yanmıştır? modern toplumlar bir cetvel hizası gibi düzenli olan şehirler ile insanları bir biçime sokma kaygısı gütmektedir. her şey rahatsız eden unsurların törpülenmesi ile bir biçime sokma kavgası gibi geliyor bana son olaylar. düzene koyan elbette güçlüler! güçlü olan kafasındaki düzeni hayata geçirmeye çalışıyor. son ortadoğu projesi ile birlikte komşular birbirine düşman, düşmanlar ise dost olmak zorundaymış gibi piyonlar birbirine laf söylüyorlar. gücü olan diyor ki, git şuna söyle, ya benim düzenime girer, ya da yok ederim! ciddi olduğumu söylemeyi de unutma! kalkar bir piyon, der ki, aman haa dikkatli ol, adamlar çok ciddi! güçsüz ne yapacak hizaya girecek! gerekirse eski alışkanlıklardan da vaz geçecek! bugün üzerinden günler geçtikten sonra şemdinli ile ilgili bir şeyler söylemek istiyorum. şemdinli`de yapılan eylem birilerine bir mesaj amacıyla yapılmış ve senaryosu çok iyi kurgulanmış bir patlama olarak görüyorum. orada hiç bir istihbaratçı bu kadar amatör bir eylem içinde olmaz. üstelik krokileri arabada saklamaz. sonuç birilerine bir mesaj ve düzene gir denmektedir. bu düzene gir denen yer ise türkiye sınırları içinde olduğu algılandı öncelikle, fakat ben farklı düşünüyorum. çünkü mesaj her ne kadar yan etki olarak sınırlar içindekilerine de gitse esas mesaj yurt sınırları dışındakilerine gitti. orada bu mesajın doğru okunup okunmayacağını bilemiyorum. fakat doğru okundu ki, olaylar ile ilgili kürdistan tv canlı yayınlar ile olayı oradakilerine duyurmuştur. neden şemdinli? çünkü o bölgenin insanının yarısı sınırın öteki tarafında ırak kürdistan'ı içindedir. yani kdp ağırlıklı bir bölge. orada pkk olarak lanse edilen olaylar pkk'ya yönelik olmadığını düşünüyorum. eğer öyle bir şey olsaydı geniş çaplı bir pkk karşısında operasyonlar olurdu. hayır operasyonlar olmadı eskisi gibi. sadece izleme içinde alındı. siyasi iktidarın tepkis... Devamı

beyaz show!

2006-10-17 21:58:00

beyaz show´dan bahsedeceğim bugün! tabi ki sizin aklınıza gelen komedyenden değil, zekariya beyaz'dan.. beyaz hoca diye hitap edilen kişi, gülen islamı türkiyede herkese sevdirmeye çalışıyor. kurandaki ayetleri kendince yorumlarken, aslında islam gülen düşüncenin ürünü olduğunu, müslümanların da yüzünün güldüğünü vurguluyor. şu elleri yüzleri sakalı olanlar değil, aksine ülkesini seven, her şeyi kader olarak görse de, dünya ile bağlarını koparmamış kişiler olarak lanse ediyor. işin siyasi boyutunu da unutmuyor ve haçlı seferlerinin ülkemize doğru hala yapıldığına inanıyor. ab karşıtlığı sayesinde doğu perinçek'in çocuklarının tv'sinde konuşma fırsatı yakalıyor ve bu suretle kendi düşüncesine göre sapkın dini inaçlı olan alevilerede seslenmiş oluyor. gülen islamı yayma misyonunu kendine biçen hoca, klasik islamcılardan da ayrılıyor. çünkü onun için öncelikle devletin bekassı! bu sayede kendisi fethullah gülen ile yakınlaşıyor. ee kendisinin kitabının adı değil mi gülen islam! kime ne mesaj gittiğini artık siz düşünün. bir misyoner gibi çalışan beyaz hoca her kanalda çıkıp, kendisi ile dalga geçildiğini bile bile kendi düşüncesini söylemekten geri durmuyor. zaman zaman o kadar ileri gidiyor ki, bir islamı ulema havası altında fetvalar dahi verebiliyor! türk televizyonlarında uzun zamandır uygulanan, ılımlı islami programlar sayesinde, sunni inancının öğretilerini her alana yaymak ve yaşamın vazgeçilmezi yapmak için ellerinden geleni yapıyorlar. hatta bunda başarılı dahi oldular. hatta kendisince kuranda mucize arayanlar. sayılarla olayları açıklamaya çalışanlar.. yaşanmışlıklara kuran öğretileri yönünde anlamlar vermeye çalışanlar. yani o kadar müthiş bir kitap ki, yaşamı her şeyi ile açıklıyor.. ve yaşam onun sayesinde güllük gülüstanlık! peki bunca yaşanmışlıklar ne oluyor? bütün geçmişte yaşayan din bilginleri aptal yerine koyma girişimi değil mi? eskiden yaşayanları aptal görmek değil mi yaptıkları? çünkü onlar düşünemedi, işte çok... Devamı

el kaide ırak sınırları içinde camilere saldırıyor!

2006-07-09 21:57:00

el kaide ırak sınırları içinde camilere saldırıyor! uzun bir zamandır şiilere karşı giriştikleri bu saldırı dizisine bugüne devam ettiler. ben dikkatli izliyorum, avrupada camilere yönelik saldırılara karşı bildiri yayınlayanlar neden şii camilereine yapılan ve islami bir örgüt tarafından gerçekleştirilen saldırılar karşısında sessizliklerini korumaktalar? yoksa hala kafalarında ki kerbala olayını unutamıyorlar mı? tarihsel kin devam ediyor ve şii'lere yönelik saldırılar devam ediyor! hani kendi tarihimiz içinde bir söylenti ile yollara dökülüp adam kesen sunni inançlı vatandaşlarımız ne oldu da sessizliğini koruyor bu saldırlar karşısında? kendilerini dünya islamının lideri görenler nerede? hani bir kınama, hani bir yaptırım el kaide'ye karşı? şimdi ben bu soruları sorduğum için yadırgayabilirsiniz, elbette haklısınız! ben çünkü sessiz çoğunluğa soruyorum! maraş, çorum ve sivas'ı unutmadım! orada bir söylenti üzerine ellerine baltaları alıp sokağa çıkanları unutmadım! en kutsal mekanlara karşı yapılan bu saldırılar karşısında duruşu da biliyorum. çünkü sunni inancındakiler bunu destekliyorlar! 83 yıldır ülkemizde sunni olmayanlara yönelik asimilasyon politikası bunun göstergesi değil mi? yok sayma ve yok etme her an bilinç altında olanlar neden sessiz kaldığını çok iyi biliyorum! islamı ulema ne demiş geçmişte? bu tip saldırlar karşısında? onu da ülkenin başbakanına sormak gerek, çünkü o mürekkep yalamış biri! hiç bir şekilde bugüne kadar kutsal olarak görülen mekanlara saldırıları doğru bulmadım, bulmam da. fakat bunu sessizce destekleyenleri de onaylamıyorum. her türlü bu tip saldırıların durdurulması için islamı yeniden mi yorumlamak gerek, yoksa gerçek islam bu mu? yapılan bu saldırıların temelindeki sebepler ne olursa olsun kınanmalıdır!.. siyasi alanda görüşlerini zorla kabul ettirmeye çalışan, baskı kurarak, korkutarak toplumları sindirmeye çalışanlar tarihte kısa başarılar elde etmiştir ama sürekli olmamıştır. gelecek elb... Devamı

şehirlerde bir şeyler oluyor

2006-10-17 21:56:00

otele eşiyle giriş yaparken sadece iki ayrı yataklı bir oda kaldığını öğrenen yaşlı kadın biraz bozulmuş.. "hayret!.." demiş kocası, "44 yıllık evliyiz sadece birkaç gece ayrı yatamaz mıyız?.." bu sefer "iki yatağı birleştirebilir misiniz?.." diye resepsiyona sormuş yaşlı kadın.. görevliler birbirlerine "ne kadar romantik.." anlamında bakışırlarken "bizimki horlayınca.." diye başlamış kadın, "dürtüp tekmelemek için habire yataktan kalkmak beni öldürüyor evladım!..  şimdi bu fıkrayı okuyupta insanın aklına neler gelmiyor?derin devlet ile normal devlet arasındaki diyalog gibi değil mi? son dönemde şehirlerde bir şeyler oluyor, bir çoğu bizim dışımızda olduğu için izlemek konumundayız. izleyici olunca hep birileri sadece akşam yatakta yanındakinin horladığında nasıl uyandıracağını düşünmekle geçiriyor!gerçi benim yanımda uyandıracağım biri olmadığı için olsa gerek bu tip fıkralardan başka sonuçlar çıkarıyorum, siz de benim kusuruma bakmazsınız umarım!.    18.11.2005  ismail cem özkan Devamı