gelen ağam, giden paşam!

2006-08-29 09:22:00

felaketten ders çıkarmak gerek, fakat biz her felaket sonucu elde ettiğimiz tecrübeler ile birlikte yaşanan zamanda bırakıyoruz! sonra tekrar aynı felaket ile karşı karşıya geldiğimizde, her şeyi yeniden öğreniyoruz! bu girdap içinde olan bizler, ne yazık ki dışarıdan gelen uyarıları da gurur meselesi yapıp duymamayı görev bellemişiz!   kuş gribi karşısında her türlü önlemlerini aldığını söyleyenler, son yayılmalar karşısındaki acizliğini görünce, normal görüyorum da, avrupalı o şekilde görmüyor! ab üyeliği yolunda ilerleyen türkiye’nin aslında ne kadar geri bir toplum olduğunu çıplak olarak ortaya serdi. çağdaş dünya içinde kümes ve ev ayrılmış iken, ülkemizde kümes ve evin ne kadar iç içe olduğunu büyük şehirlerde dahi görüldü! kuş gribi insan vücudundaki grip virüsü ile birleştiğinde değişime uğrayıp milyonlarca insanı tehdit edeceğinden korkuluyor. peki grip aşısı konusunda bir kampanya yapıldı mı? ülkenin her karışında insanlarımıza grip aşısı vuruldu mu? sadece kaçan tavuk, hindilerin peşinden koşmaya devam ediyor, elinde eldivenli adamlar! onlar yakalayamayınca sahipleri çıplak eleri ile yakalayıp, görevlinin elinde tuttuğu çuvala koyuyor! ilkel yaşam bize çok doğalmış gibi gözüküyor, fakat dışarıdan bakılınca doğal olan başka şeyler olduğunu çıplak gözler ile görmemizi sağlıyor! tavuklar bu sefer anne bak kral çıplak dedi ama kim duydu? devletin e-Devlet olması için çaba sarf edenler, uzaya uydu sahibi olan ülkenin insanlarının ne kadar bilgisiz ve ne kadar duyarsız olduğunu bir kez daha gözler önüne serildi. gelen eleştirileri de gurur meselesi zannedip, duymamasızlıktan geleceğiz! bu grip salgını atlattığımızda her şeyi yeniden unutup, kendi sanal dünyamızda yaşamaya devam edeceğiz! gelen ağam, giden paşam! değişen yine bir şey olmayacak! 09.01.2006 ismail cem özkan... Devamı

doğal olmayı özlüyorum!

2006-08-29 09:20:00

türkü dinliyorum, bir yandan da düşünüyorum! nota ile sınırlanmış ve kuralları olan bir türkü! her şeyin kuralı var, nerede nefes alacağın, nerede sesini yükselteceğin. nerede sesini bitireceğin. sessizlikte bir müziktir, duymasını bilene ama türkülerde bu sessizliği de yakalayamıyorum. her şey kuralları olan bir durum! neden kara düzen, içinden geldiği gibi söyleyemez türküyü insan? neden onca yıl eğitim ile kendini insan sınırlar? daha iyi türkü söylemek için mi, yoksa var olan düzene uymak için mi? sistem kendi içinde düzenlidir, bu kuralsız hiç bir şeyin olmasını istemez! hemen cd'ye bir siyah sanatçının eserini ve yorumlamasını koyuyorum! sanki onlar daha özgür, daha doğal söylüyorlar! beyaz adamın hep kurallı ve kuralcı olduğunu düşünüyorum! karadüzen ve içinden geldiği gibi türkü çığıran kaç kişi kaldı bu dünyada? insanın en acılı sesini veren ağıtlar dahi artık kurallara göre söyleniyor, söylenebilir mi dersiniz? söyleniyor, hem de trt damgalı! oradan damgalanmayan söylenmez nedense, birisi derleyecek, notaya daha doru söylemek gerekirse, hizaya soktuktan sonra okunur hale geliyor! yaşam bu kadar kuralları kaldırır mı bilemem ama ben sevmiyorum bu kurallı söylenen türküleri.. insan içinden geldiği gibi söylemeli ve çalmalı.. kurallar olmadan! türkü dinliyorum şimdi. ritimlere bakıyorum. hep aynı ritim! hep aynı ayak sesini duyuyorum! hep birbirinin tekrarlayan notaların ezgilerini! kuralsız yaşanan ve türküler söylenen o doğal koşulları arıyorum!   kendi yaşadığımız alana kimsenin müdahalesini istemiyorsak, diğer canlılarında yaşama alanına müdahil olmaktan artık elimizi çekelim! doğanın dengesini bir bozdun mu, yerine yeni düzenin kurulması çok uzun zaman alabiliyor! diğer canlılar ile barışık içinde yaşamak istiyorsak, doğaya bu kadar müdahil olmayalım!   türküleri dinliyorum, yeni çalgılarda içine katmışlar ama hala o kuralların tek düzen sesini duyduğum için bana zevk vermiyor! her tınısı ve her sesi ölçülmüş... Devamı

yoksa çığlıklara alıştık mı?

2006-07-28 09:18:00

kadın mahkemede hakime dönüp, "şu köşedeki sefil heriften boşanmak istiyorum efendim.." demiş.."neden boşanmak istiyorsun?.." diye sormuş hakim"seks nedir bilmiyor efendim!" diye cevaplamış kadın.."kaç yıllık evlisiniz?..""14 yıldır efendim..""14 yıldır seksi bilmediğini fark edememiş miydiniz?""hayır geçen haftaya kadar fark edememiştim efendim.." demiş kadın, "ta ki o yokken eve bir seyyar satıcı gelene kadar!.."   kuş gribi kapıya dayandı, can almaya devam ediyor. bu devletin bu boş vermiş durumundan ve koyun gibi görülmek güdüsünden sıyrılmak istiyorum diyenlere atfetmek istedim bu fıkrayı!   istanbul fatih'te bir baba iki çocuğu ile ateşlerin içinde son çığlıklarını atarken, kayseri ve doğubeyazit'te kanatlı canlıların çığlığı yeryüzünü kuşatıyordu.   birinde itfaiye geç geldiği, iddia ediliyor, ötekinde ise itfaiye elemanları ateşten kaçanları, ateşe atmak ile uğraşıyordu!   büyük gazetelerden biri, cinsellik üzerine yazılmış dini içerikli kitapların tirajını ortaya seriyordu!   bir gazetenin satışından daha fazla tiraja ulaşmış olan bu kitaplara ilgi neden diye sormuyorum!   erkek egemenliğini ve dinin buyrukları ile süslenen bu kitaplar günlük yaşantıya ne kadar müdahil olduğunu bir kez daha gözler önüne sermektedir.   ölen bir ünlü şairin kitaplarının nasıl korsan şekilde hala satıldığını ve bu işten nasıl rant ettiklerini de gazete sayfaları içinde okudum!   korsan yayına hayır kampanyası düzenleyen bir yayınevi suçlu olması ilginç değil mi?   almanya ekonomisi bir rekora daha imza attı. geçen sene ihracat şampiyonu olduğunu bir kez daha dünyaya duyurdu! iki senedir ihracat şampiyonu olan ülke, ülke içinde hızla büyüyen fakirleşme karşısında zenginler ellerini ovuşturarak daha çok zengin olma hayalleri görmeye devam ediyorlar. zenginler ile fakirler arasında uçurumun gittikçe artan bir seyir izlerken, suçu sadece global ekonomi diyerek global politikların üzerine atmak ne kadar doğ... Devamı

fotoğraflar!

2006-07-27 09:16:00

Bir gün Nasrettin Hoca'ya seslenmişler:- Evine hırsız girdi, koş yakala...Hoca:- Bırakın demiş, götürebildiği kadar götürsün, kalanı bize yeter.. bunu okudum ve bana kuş gribi sonrası alınan tavırları anlamama yardım etti!içimizde ne kadar çok nasrettin hoca varmış!kalanları ile idare edeceğiz!grip için alınan önlemler ile ilgili resimleri gazetelerde gördük, ne kadar göstermelik bir tavırla önlemler alındığı ortada değil mi?çıplak elle tavuğu torbaya koyan kadın ve her yeri kapalı görevli!çıplak fotoğraflar daha ne plarak vurguluyor gerçeği, çok kelimeye de gerek yok!   06.01.2006 ismail cem özkan Devamı

karanlığa gitmiyorlar, kendileri karanlığı taşıyorlar!

2006-10-19 09:14:00

bu aralar paranoyak projeler hayata geçiyor! ben de bu paranoyak projelerin dışında kendimce projeler üreteyim dedim, ki bu sayede yürürlüğe konulan projeleri kısa da olsa anlamak için.. kuş gribi ilk çıktığı yer çin! çin'de başlamakta, genellikle bu tip vakalar! neden uzakdoğuda başlar sonra batıya doğru yayılır? bir de doğuya doğru yayılsa ya, yok ilaa batıya doğru yayılacak! güneşi izliyor bu mikroplar ve bakteriler! karanlığa gitmiyorlar, kendileri karanlığı taşıyorlar! karanlığı taşıyan bu canlıların kaçta kaçı amerikan laboratuarlarında biyolojik silah üretildiğini de hep merak ediyorum. bir de kaç kilometre demiyorum, kaç bin kilometre sonra insanlar hayatını kaybediyor, peki arada bu mikroplar hiç aktif olmuyor mu? yok, yok nerede bir fakir varsa gelip onun bahçesine konuyor! şimdi ben de bu kuş gribi için olmayacak bir şey söyleyeyim, bir paranoyak olarak düşünün, ortadoğu projesi gibi bir şey işte! uçakların dünya üzerinde hakimiyeti gün geçtikçe artmaktadır. kuşlar ise bu uçakların uçuş güvenliğini tehlikeye sokmaktalar. uçuş güvenliği iki üretici firma için her şeyden daha önceliklidir. biliyorsunuz dünyada iki uçak firması var, biri avrupada, öteki amerikada! iki firma kıyasıya dünya üzerinde tekel olmak için mücadele etmektedir. bu firmaların maddi desteği ile birlikte belki uzakdoğuda denenmiş olan bir virüs olabilir! yani kuş gribi doğal bir dönüşüm sonucu değil, müdahale sonucu laboratuarda üretilmiş olabilir! gelecek içeren her filme bakın, gelecekte hiç kuş gördünüz mü? insan dışında yaşayan diğer canlılar var mı? bu gelecek için yapılan filimler teker teker hayata geçmiyor mu? benimde bu aralar paranoyak düşüncelerimin oluşmasına bunlar sebep oldu! biz kuş gribinden nasıl korunacağını bilmeden kendimizce önlemler alıyoruz, bu arada boeing ile airbus arasındaki rekabette iyicene kızıştı! hangisi daha güvenli uçak yaptığını deneme uçuşları ile müşterilerine göstermekteler! 06.01.2006  ismail cem özkan... Devamı

her şeyi ucuza getiriyor!

2006-10-19 09:12:00

son dönemdeki gelişmeleri kafamda şöyle bir tartım ve kendimce sonuçlara ulaştım! özelleştirme kapsamında bir çok fabrika devlet tekelinden çıkarılıp özel tekellere devredildi. özel tekkelere devredilirken türk işletmelerin kazanmasına bazılarımız da sevindi. bunlardan biri olan ereğli demir çelik fabrikasını oyak'ın alması türk basınında sevinçli bir haber gibi yansıtıldı. bir süre geçtikten sonra oyak kendisine bir dış yatırımcı ortak aramaya başladı. fransa´da ise bu arada başka gelişmeler oluyordu. ermeni soykırım tasarısı kabul edilmiş ve fransa´da soykırımı ret etmek suç unsuru olarak kabul edilmeye başlanmıştı. alınan karar tamamı ile siyasi bir karardı, tarihi gerekçeleri o kadar öne çıkarılmamıştı. kısa bir süre öncesi fransa´da başka gerekçeler ile de olsa soykırımın kanunlar ile korunmasına karşı gelen bir bildirge yayınlandı. bu bildirgeyi yayınlayan ise fransız tarihçilerdi. doğal olarak türkiye´den bir maddi destekte almamışlardı. türk taraftarı da değillerdi, fakat türkiye´ye yansıması farklı oldu, tıpkı fransa´da araba yakarak eyleme geçen göçmen işçi çocukların eylemleri gibi! ne tesadüfi ki, fransa bu özelleştirilen demir çelik işletmesine ortak oluverdi. hep kafamda soru olarak duruyor, amerika her nisan ayında türkiye´den ödünler alır, senatodan bir tasarısı geçmemesi için. her sene verilen bu ödünler ne gibi şeyler kapsadığını yıllar geçtikçe öğreniriz! meclis sınırlarımızdan askeri araçların ırak´a geçişini engelleyen bir karar alır ama araçlar geçer gizliden! sonra duyarız ki, araçlar geçmiş! kim geçirmiş belli olmaz, soruşturma açılmaz. küçük bir haber olarak gazete sayfalarında kalır. amerika her sene nisan ayında aldığı ödünleri iyi kullanmaktadır. belki demekteyim, fransa´da bundan ders mi çıkardı? bu konuda kesin bir şey söyleyemem ama kafamda soru olarak durmaktadır.   hac merkezinde bir otel çökmüş ve bir çok hacı adayı orada enkaz altında kalmış. bir hac merkezinde dahi inşaat malzemesinden beton, demir gibi şey... Devamı

beline bomba takanda kurbandır!

2006-10-19 09:10:00

türban takanlara baktınız mı hiç, ben erkek olarak bakarım! türbanın altında bir bez parçası var, sanki lastikli bir şey, o saçı olduğu gibi topluyor. sonra üzerine türban takıyorlar. yani iki bez parçasından oluşuyor! pakistan'a deprem ile dayanışma amacıyla mektup yazan çocuğu arıyorlar islami kanallar! aranan çocuğun ailesine bir bakın? nerede başı bağlı, yani türbanlı varsa onlara gidiliyor. hacca parası bol olan tutucu kanadın burjuva ailelerin eşleri de gitmiş. burjuva olunca ilk defa gitmediklerini, birden fazla günahlarını affetmek için gittiklerini duyuyoruz, onlar ile yapılan röportajlarda. hacca gitmek için bile reklam yapılıyor, sanki birilerine mesaj veriyorlar! ne suç işlersen işle, parasıyla değil mi, gidersin hacca tüm günahlarından sıyrılırsın! günahtan sıyrılma seyahatinde kalınacak hotellerde seçilmiş! 5 yıldızlı hotellerde, klimalı salonlarda ibadet edecek olanlar, diğerlerinden farklı olduğunu ele güne karşı gösterecekler. allah huzurunda herkes eşitlenecek, ama huzura giderken kimi lüks salonlarda bulunacak, kimi çadırlarda! kimi bankadan borç çekerek kurban kesecek, kimi ise sadece para gönderecek, benim adıma kes diye! borcu olanın kurban kesmesi caiz değildir diye açıklama yapan diyaneti dinliyorum da, bir de sokaklara bakıyorum! demek ki, ülkemizde borçsuz ne kadar çok aile varmış! kurban bayramı her yaklaştığında kaçan danalar ve onların peşinden koşanları gösterir. peki dananın gözyaşını hangi kanal gösterir? kurbanı kadın keserse caiz mi tartışmasını yapanlar, bağdat'ta cenaze alayına havan topu ve intihar komondosu ile saldıranları görmez! ne kadar büyük hınç varmış ki, cenaze konvoyuna karşı katliam duygusu ile saldırıyorlar! ne adına? allah adına mücedele ettiğini söyleyen ırak'lı direnişçiler! kim bu direnişçiler? ıraklı sunni arapları! kurban bayramı neden gelmiş? oğlunu kurban eden ibrahim peygambere allahın buyruğu ile insanın kurban edilmesi yasaklanmış! o güne kadar allaha insan kurban edilirm... Devamı

çizgi kahramanların bazılarını sokaklarda görüyorum!

2006-10-19 09:08:00

çizgi filmlere bakıyorum, her birinde konular savaş ve savaşçı üzerine kurulmuş olduğunu gördüm. genellikle japon yapımı olan bu çizgi filmlerde hızlı hareket içinde sürekli savaşan savaşçıları izledim. her birinde birer kahraman ve hiç bir şekilde yenilmiyorlar. kötü adamların suratları ise hep kötü ve karalama usulü taranmış, çirkin gösteriliyorlar. kötü adamların gözleri dikkatimi çekti, hep kötü bakıyorlar, gülerken dahi kötü bakmaktalar. hani gözüne bakınca anlaşılır ya, o insanın beynine işleniyor. kötü kıyafetli, kötü bakışlı her insan kötü! güler yüzlü insanlar ise hep mutlu ve iyi insanlar! çizgi filmlerde gördüğüm hayvanlar ise yaşayanlar değil, sanki başka diyardan getirtilmiş canlılar olarak sergileniyorlar. günümüz dünyasından yaşayan insan haricinde hiç bir şey yok! her şey değiştirilmiş farklı bir dünyayı beyinlerimize işleniyor. müzikler ise özelikle seçilmiş ve müzik ile orantılı bir hareket izleniyor. hatta çete kavramı daha da güncelleştiriliyor ve çocuk tek başına kahraman iken bir anda arkadaşları ile desteklenen biri olabiliyor! fantezi dünyası bende belli bir ideolojinin yansıması olarak algılıyorum! günümüze bakıyorum, türkiye ya da avrupa sokaklarına bakıyorum, her yerde aynı olaylar gözükmekte! çocuklar ilkokul çağlarında çeteler kurup birbirleri ile ölesiye yarışıyorlar, çatışıyorlar! her biri birer savaşçı olmuş çocuklar aldıkları uyuşturucunun etkisi ile bu dünyadan kopup kendi dünyalarındaki düşmanlar ile çatışıyorlar! hatta çevresindekilere boş boş bakmayı da ihmal etmiyorlar! çizgi kahramanların bazılarını sokaklarda görüyorum. kötü baktığına inandığı kişiye karşı düşmanca bakışları sanki hissediyorum! kapkaç, öldürme, çarpma olayları genellikle alt tabakada yaşayan insanlar arasında olduğunu hiç düşündünüz mü? kahramanlarda hainlerde hep düşük gelirli aileler içinden çıktığını? her türlü olayların getto bölgelerinde daha çok yaygınlaştığını? daha çok teve seyredenlerin içinde sapkın davranışların fazla olduğun... Devamı

arka arkaya alevi teve kanalları açılmaya başlandı!

2006-10-19 09:06:00

arka arkaya alevi teve kanalları* açılmaya başlandı. şimdilik test yayın olduğu için içeriklerini henüz bilmiyorum. eğer 83 yılda yapılan tahribattan daha kötü bir tahribata yol açacaksa bu kanallar açılması taraftarı değilim. yok gerçek anlamda alevi kültürünü kamuoyuna yansıtacak ve hurafelerden kurtaracak bir çağdaş anlayış ile ortaya çıkıyorlarsa o zaman da desteklerim. şu anda ülkemizde iletişimden kaynaklanan sorunlar yaşanmaktadır. içine kapanık yaşamayı zorunlu olarak tercih eden alevi inancı, kendisini tam olarak yansıtamazsa da şehirleşen inanç içinde kendini dönüştürmektedir. alevi inancı homojen bir yapı göstermez, içinde çok kültürlü, çok dilli ve çok değişik biçimlerde ibadet etme özeliklerini de barındırır. bu inanç hiç bir zaman homojen bir yapı göstermemiştir. diğer tek tanrılı dinler içinde kendisine ayrı bir kulvar açan bu inanç, şimdi homojenleştirmeye mi çalışılıyor diye kafamdan da geçirmeden duramıyorum. alevi inancı kendi içinde ki çeşitli duruşları itibari ile çok kültürlü türkiye geleceğinin önemli bir hamuru olduğunu düşünmekteyim bugüne kadar. her ne kadar dini inançlar gerçek anlamda çağdaş olamazlar, her inancın kendisine göre kapalı ve hoşgörüsü sınırı vardır. o hoşgörü sınırı olması doğaldır. tüm dinler gibi alevi inancının da sınırları vardır. yani çağdaş anlamda sonsuz bir özgürlükten bahsedilemez. şimdi soru şu, acaba bu teve kanalları alevi inancının hangi tarafını okşayacak? tutucu tarafını mı, ki şu anda yayın yapan hanefi mezhebi inançlı tevelerin yaptığı gibi, duygu sömürüsü yaparak kasalarını mı dolduracak, yoksa insanın özgürleşmesini mi savunacak? ılımlı islam ülkenin her tarafına yayılması sonucu doğal bir süreçtir alevi inancını temel alan kanalın kurulması! bu ihtiyaç durduk yere çıkmadı, bir ihtiyacın sonucu aynı anda iki kanal birden yayın hayatına başlıyor. bu bir başlangıç elbette, arkasından diğer kanallarda gelecek! bu kanallar ya da medya iyi kullanılırsa çok kültürlü gelecek için bir şans teşkil e... Devamı

peki bu saldırı sadece bekir coşkun'a mı?

2006-10-19 09:04:00

bekir çoşkun'un yüreklice yazdığı yazılar karşısında rahatsız olan dini para gibi kullananları çıldırtmış, çünkü coşkun yazıları ile onların yuvasına, pardon para çarklarına bir çomak sokmuş durumdadır. rahatsız olduklarını söyleyenler savunmalarında kutsallığı kullanmaktalar her zamanki gibi! kutsal değerlerimize saldırıyor diyerek, saldırmayı birinci elden gören din tacirleri ve politikacıları her dönemde yapıldığı gibi karalama kampanyasına başlamış durumdalar. peki bu saldırı sadece bekir coşkun'a mı? elbette hayır! laikliği gerçekten yaşam tarzı olarak benimseyen, çok kültürlü bir geleceği isteyen herkese karşıdır! din ve ulusal devlet, homojen bir toplum ister! homojen toplum içinde de farklı görüşlerin yaşamasına izin verilmez! eğer farklı bir düşünce veya yaşam tarzı benimsenirse o zaman linç kültürü hemen hortlatılır ve o mekanizma işletilir. islam dinin diğer dinler gibi linç kültürü olan bir norm içindedir. işine gelmeyeni linç etmeyi mubah sayar. yaparken de aldığı güç, kutsal değerler olarak adlandırılan soyut kavramlardır. çünkü linç için gerekli olan şey, somut olması gerekmez. doğru algılamakta gereksizdir, çünkü önemli olan o linç düğmesine basan kişinin anlayışıdır. yoksa ortada kutsal değerlere saldıran yoktur. aksine kutsal değerlerin gerçek anlamları verilmesi vardır. çekin ellerinizi o güzel değerlerden, onlar insanlık kültürünün yarattığı en son evrelerdir. fakat liberal ekonomi çarkları, her şeyin paraya dönüştürtmesini mubah sayan anlayışı sayesinde, din tüccarları da istedikleri gibi kavramları kullanmaktalar. linç kültürü homojen toplum isteyenler içinde olur! çok kültürlü bir toplumda ise hoşgörü anlayışı hakimdir. ülkemiz yaşam tarzı olarak çok kültürlü bir toplumdur. anlayış olarak hala tek devlet, tek din ve tek doğru kavramı hakimliğini korumaktadır! 04.01.2006  ismail cem özkan... Devamı

ülkenin adalet bakanı ne yapıyor?

2006-10-19 09:00:00

savcılar ve hakimler üzerine iki haberi üst üste okudum gazetelerde. bir savcı, ben hayatımda bir savcı ve hakim ile aynı hapishaneyi paylaşmam demekte! gerekçe olarak onların mal varlıklarına bakın anlarsınız! savcılar ve hakimler verdikleri karar ceplerine bakarak verdiklerini söylemekte, yani vicdanlarına göre değil! peki ülkenin adalet bakanı ne yapıyor? bu lafı söyleyen savcı hakkında dava açması için izin veriyor, başka bir savcıya! ülkenin çivileri 12 eylül ile çıkmaya başladı, o gün tüm ülke koskoca bir hapishanelere dönüşürken savcılara ve hakimlerde spor salonlarında çalışma hakkı çıkmıştı. spor salonlarında sadece spor yapılır diye bilirsiniz değil mi? değil, 12 eylül günlerinde spor salonları büyük duruşma salonları olarakta kullanılmaya başladı! felaketler sırasında ise, evleri barkları tehlike altında olanlar için sığınma yerleri olur! konumuz itibari ile bu salonlarda karar veren, hüküm yazdıranların mal varlıkları hiç incelenmedi bugüne kadar! ankara'da 250 bin dolara villa satışları hızlı bir şekilde devam ediyor! kimse bu villaları alan bürokratları merak edip araştırmadı! araştır da belki, yayınlayamadı! neden? savcılarımızın ve hakimlerimizin gözleri her yazılan ve çizilen sayfaların üzerinde ki hakimiyetini korumaya devam ediyor! eğer gözden kaçırdığı bir şey olursa, onu da hükümet üyeleri uyararak görmeleri sağlanıyor! bu ülke içinde verilen kararlar cebe bakılarak yapılan eylemler ne kadar objektif olduğu ortada değil mi? kaç mafya lideri suçsuz olduğu için sokaklarda rahat rahat ve korumaları ile gezmeye devam ediyor?   04.01.2006  ismail cem özkan... Devamı

yeni yıla umarım yeni umutlarınız ile girmişsinizdir.

2006-10-19 09:02:00

yeni yıla umarım yeni umutlarınız ile girmişsinizdir. ben ülkenin ve dünyanın gündeminden uzak, bir araba içinde girdim! araba içinde giderken ne gibi değişikler bekliyor diye düşünmedim. havaya atılan havayi fişeklerin ne gibi ekolojik dengeyi bozduğunu ve ne kadar paranın bir başkasının cebine geçtiğini de düşünmedim! parmak izi alınımın artık normalleştiği bir dünya olduğunu, hatta parmak izinden öteye giderek göz röntgeni çekilerek kimliklere yerleştirildiğini de düşünmedim. fişleniyoruz diye ayağa kalkanların, öncelikle fişlendiği bir dünyayı da düşünmedim! hayır hiç birini düşünmedim, ben o an ve dışarıdaki olanları izlemekle yetindim. rüzgar kuşu olan mavi kuşların kıtalardan kıtlara yolculuk etmesi ve avustruralya kıtasındaki o vadiye ulaşıp orada çiftleştiklerini de düşünmedim. çiftleşmek için kıtalar arası giden göçmen kuşların neden bu yolları katlettiğini düşünen oldu mu? sadece gittikleri yerlere götürdükleri bakteriler ile uğraşmaya başladık! kuş gribi bilmem nerede yeniden gözüktü! peki nasıl gözüktü? ... bu kuşların yollarına yerleştirdiğimiz mayınlar, onlarında üremlerini yok ettiğini ve ekolojik dengeyi altüst ettiğimizi bilmiyor muyuz? düşünün bir kere iki ülke arasında bir mayınlı alan olsa, buraya konan kuşların ağırlığı ile patlayan mayınlar. neyi yok eder hiç düşündünüz mü? sadece insanların özgürce seyahatini engellemekle kalmıyor bu mayınlar, bir dengeyi de yok ediyor! mayınlı bölgelerin yakınlarında oturan çocukların kaçta kaçının ayağı yok, kaçının elleri yok?  düşündünüz mü? ben yollardaydım, hiç bir şeyi düşünmeden havayi fişeklerin gökyüzüne bıraktığı izleri izledim! yeni yıl umarım hepimize güzellikler getirsin!   03.01.2006  ismail cem özkan... Devamı

alıştık!

2006-10-18 13:44:00

güzellik merkezlerinde de değişiklikler oluyor türkiye'de! ılımlı islam modeli çok tutmuş ki, güzellik salonlarında da erkek ve bayan ayrımı yapılmaya başlandı! hatta işi daha ileri götürüp sadece başı bağlı bayanlara hizmet veren ve hiç erkek sineğin dahi uçmasına izin verilmeyen merkezler oluşturulmaya başlandı. yeni yıla girerken ülkemizin yeni yüzüne de alışmaya başladık. turgut özal'ın cumhurbaşkanlığına alışamadım diye protesto eden subay şimdi ne yapıyor bilmiyorum, ama özal'ın sözü hep gündemde kaldı "alışırlar, alışırlar!" hep alışmaya başladık! sürekli ve hızlı değişime de alıştık! alışmayana ise "alışırsınız, alışırsınız!" dedik. ılımlı islama karşı en büyük direnç göstereceğini sandığım kemalist çevre ise askeri darbe beklentisi içinde otururken, bir yanda da alışmaya başladılar! ılımlı bir şekilde hayatımıza giren erbakan düşüncesi, şimdi hayatımızın bir parçası oldu! eskiden erbakan ağır sanayi diyerek her yere temeller atmıştı, şimdi o temellerden hiç bir şey olmadı ama camiyi kendine kışla gören anlayış iktidara geldi! iktidar gücünü kullanan bu anlayış yaşamın her alanına müdahale etmeye başladı. önceleri pek önemsenmedi, fakat yaşamın her alanında kendilerini gösterdikçe rahatsızlıklarda başladı. çatışma kaçınılmaz bir şekilde devam ediyor, fakat hala bu çatışmada yeni rejim mi galip gelecek, eskisi mi ikilemi içine sıkıştırılmaya çalışılıyor kafalar! bu ikilemin içinde kalmayıp, başka bir çıkış yolunun varlığı unutuluyor, daha doğrusu unutturuluyor! türkü barlarında söylenen eski bir türküye dönüşüyor! ellerinde çakmaklar, karanlık içinde elini havaya kaldırıp bir o yana bir bu yana sallanan çakmak aydınlığında eskilerin altın günleri anılıyor! alıştık, hem de her şeye alıştık! özal demişti bunu! 12 eylül askerlerin müdahalesi ile hayatımız ve düşünce yapımızda geriye doğru dönüşüme alıştık! sabah programlarında teve karşısında hiç bir şey düşünmeden, gösterilen görüntüleri yorumlamaya alıştık! gırgır'sız ve s... Devamı

her taraf beyaz oldu, fakat beyazlık kirlenmiş ilişkileri dahi ö

2006-10-18 13:46:00

günler karın verdiği beyazlık içinde geçiyor. beyaz renk her zaman temizliği anlatmıyor, son 20 yılda yağan karın ne kadar beyaz olduğu da şühe götürür. kar yağdı mı eskiden temizlik geldi, tüm mikropları öldürür inancı vardı. şimdi ise felaket olarak yorumlanmaya başlandı. son haftalarda avrupa sokakları kardan geçilmiyor. türkiyede bir kentte ise kuş gribi yeniden görüldü. önce batıda sonra doğuda! arada ki orta yerde hiç bir şey görülmeden geçti! kar bütün  mikropları öldürür inancı bu sayede suya düştü. su kirlendi. yeraltı suları artık ömrünü tamamlamaya doğru gidiyor. türk siyasetinde son meclis toplantısında gördüğüm kadarı ile iki liderin atışmasından öteye gitmedi. ikisinin seviyesi de birbirine denk! kar avrupayı haftalardır sarmış durumda. ırakta kaçırılan alman vatandaşı arkeologun kurtarılması için verilen rüşvet konuşuluyor, kime ne kadar verildi? burada da devlet sırrı var, o yüzden açıklanmıyor, kime ne verildiği! yemende kaçırıldı bir başkası hemen, rüşvet verildiğini duyan başka bir örgüt tarafından eski bir üst alman yöneticiyi! rüşvet vermeye alışık olan almanlar, bir de namus bekçisi kesilirler, başkalarının yanında! devlet çıkarları önde olduğu için, devlet için yapılan her şey mubahtır. her türlü zorluğa karşı boyun eğilir. burada memurum henüz işini bilir dönemine girmedik, fakat ilk işaretlerini verdi. göremedim çünkü, devlet dairesinde henüz işim olmadı! ekonomik kiriz öncelikle doğayı vuruyor, eskiden doğa için her türlü duyarlılığı gösterenler, şimdi bu duyarlılıktan vazgeçmiş gibiler. yeter ki fabrikamız kapanmasın gerekirse maliyetini artıran artık gaz filtreleri sökeriz anlayışına kadar geldik. işçiler işyerlerini kaybetmemek için her türlü kazanılmış haklarından bu kadar hızlı ve kolay vazgeçeceklerini hiç düşünmemiştim bugüne kadar. şimdi maaşlarına zam değil, indirim önerdiler işverenlere. türkiye’de gaz ücretlerinde indirime gidilmiş, doğal bir şey. başbakana çok gaz kullanıyor bu sıralar! ma... Devamı

her erkek aldatır!

2006-10-18 13:48:00

sabah programları ve öğle kuşağı programlar teveler için maliyeti en ucuz olması gereken saatlerdir. çünkü izlenme oranları düşüktür. izlenme oranını en iyi şekilde nasıl yukarıya çeker diye iyi düşünülmüş programlarda var. her kültür içinde toplumun en zayıf noktaları tespit edilip o konuda programlar üretilmiş. sabah programları bizim gibi dedikoduyu seven toplumlar için biçilmez programlar üretilmekte. hatta bu dedikodu programları o kadar ilgi topluyor ki, akşam kuşağı içinde yayınlanan programlarında konusu oluyor. toplumsal hiç bir problemden söz etmeyen bu programlar, kişileri kişisel problemler içinde oyalamaktalar. son dönemde geliştirilen mizah anlayışı ile aynı değil mi? leman kültürü belden aşağıya yapılan espriler ile belli bir okuyucuya ulaşmış ve onun dışında okuyucuya seslenmeyi düşünmeyen anlayış ile teve kanallarının anlayışı arasında ne fark var? sorunlardan uzaklaştırılmış, günlük yaşamdan koparılmış insan! toplumsallıktan uzaklaştırılmış ve örgütlenmeyi kölelik olarak algılatılan bir dönem! toplumu bir şekilde örgütlüyorlar, ve bu örgütlenme görünmeyen eller ile yapılmaktadır. siyasi örgütlenmeler ve projeler yerine bir an önce köşeyi dönme kulüpleri! banu alkan fan kulübü gibi.. fenerbahçe cumhuriyeti kulüpleri.. falan ya da filan amacıyla oluşturulmuş kulüpler! toplum örgütleniyor, yalnızlar kulübü gibi! gerçek sorunlarına sahip çıkacak olan siyasi örgütlenmeler içinde kaç üye bulunmaktadır? ülkenin kaderini değiştiren siyasi partilerde üyelerin profiline hiç bakıldı mı? kimler üye? siyasi partiler dahi sisteme karşı alternatif politikalar üretmiyor, kişisel çıkarları öne almış bulunmakta. bir kişi veya kişilerin belirlediği politikada o parti içinde görüş bildiren acaba var mı? demokrasi anlayışı olarak bir kişinin konuşması ve diğerlerinin susması ve onaylaması olarak algılamaya alıştık! sabah teve programlarına bakın, hiç düşünmenize gerek yok! çünkü düşündürecek herhangi bir şey yapmıyorlar! banu alkan'ın evlen... Devamı

şehirler var ki buluşmayı anlatır!

2006-10-18 13:42:00

şehirler var ayrılığı anlatır. şehirler var ki buluşmayı anlatır! her buluşma mutluluk getirmez, fakat her ayrılık hüzündür! yazacaksan yaşanan olayların dramı yazılmalıdır, demiş ünlü yazar orhan kemal. şimdilerde ise yazılanlar ne dram ne başka bir şey. koskocaman kitap ortaya çıkmış ama ne yazdığını anlayana aşk olsun! hiç bir şey anlatmayan eğlence veren yazılar ile mizahın içi boşaltılıyor! mizah politik yergiyi içinde barındırırdı eskiden, şimdi ise sadece seksi barındırıyor! dünyaya bakış açısını o kadar daraltmışız ki, iki bacak arasına sıkıştırıverirmişiz! eskilerin güzel tükçesini içinde doyumsuz eserler verenlerin o güzel nükteli yazılar yerini, hiç bir şeye dokunmayan sadece nasıl güzel yaşadığını anlatan yazılara bıraktığını görürken hüzün kaplıyor beni. değişimi en çıplaklığı ile yaşadığımız bir dönemden geçiyoruz, fakat değiştiğimizi dahi anlayamıyoruz! şehirler var ayrılığı anlatır. şehirler var buluşmayı! son günlerde kalkıp yaşadığınız şehrin dışına çıkıp baktınız mı, yaşadığınız şehir size ne anlatıyor? döndüğünüzde neler hissedeceksiniz, hüzün mü, mutluluk mu?  28.12.2005  ismail cem özkan Devamı

gözleri yaşam kokan güzel!

2006-10-18 13:50:00

yeni yöntem geliştirir aileler! evden kaçan kızını yakalayıp eve getirir ve bir odaya kilitlerler. ceza yasasında intiharın cezası yoktur. aileler oturur karar verirler, ceza almadan namus nasıl temizlenmeli diye. düşünürler ama çareyi de bulurlar. evin küçüğüne derler, hadi koş bakkala bir fare zehiri al! çocuk sorar ama bizim evde fare yok ki! baba der, he var. hem de kocaman, ailemizin namusunu kemirir! çocuk anlamaz ama dayak korkusu daha ağır basar ve bakkala gider! bakkal amca der fare zehiri var mı? nepsan len der bakkal. çocuk bizim evde fare varmış, onu zehirleyeceğiz! neyse veriri bakkal fare zehirini ve çocuk elinde döner! bir odaya kapatılmış kızın sesi gelir içerden, hıçkırıklar içindedir. korkmaktadır, başına ne geleceğini bilmeden oda da durmakta. bağırsa dahi komşuların duymayacağını bilir. namus gereği çevrede çok cinayet işlenmiştir. en çok sevdiği küçük erkek kardeşi bir gün katili olacağını düşünse o kadar sever miydi? sevdiği adama kaçtı diye, başına geleceklerini bir sevdiği tarafından geleceğini bilebilir miydi? çocuk fare zehiri ev girdiğinde aile meclisini sessiz bir şekilde buldu, bıraktığı gibiydiler. anaya seslendi, bir adet tas getir birazda su! sessizlik içinde enteranin sesi duyulur ve ayak sesleri ile odayı doldurur! o kadar sessiz ki, sinek kanat çırpsa duyulacak! gele tasın içine konu zehir ve tas içinde su. ana eli ile alır kapalı olan kapıyı açar ve içeriye bırakır. kız anlamaz ne olduğunu. şaşkınlık içinde içeriye giren anasına bakar. elindekilerine bakar. acımış ana yüreği der, bana yemek getirdi. tas yere konduğunda görür ve anlar ne olduğunu! uzak durur! çekilir bir köşeye. gözleri yaşam kokan güzel. gözleri korkuya dönüşür. gözlerindeki pınar kurumak üzeridir. sonra yalnız kalır odada. ana geldiği gibi sessizce çıkar gider. kapı üzerinden kilitlenir.   düşünce özgürlüğü ve yaşam özgürlüğü elinden alınan toplumlarda cinayet işlemek için yasalara uydurulur! yasayı kendi amacına göre ... Devamı

bu yılda sona eriyor!

2006-10-18 13:52:00

bu yılda sona eriyor! her yılın sonlanması gibi başlayan bitiyor! yakında yeni bir yıla başlayacağız ve o da bitecek! demek ki başlayan bir şey hep bitiyor! global dünya söylemi de bir gün bitecek! nasıl monarşi bitti, yerini ulus devleti kondu! ulus devletin yerini global politikalar konuşurken, onun da biteceğini şimdiden söylemek abartı olmazsa gerek! düz mantık ile yaklaşıldığında bu kadar basit gözüken süreç, yaşam içinde ne kadar karmaşa ve acılara sebep oluyor?   biz yaşam sınırı  belli olan zavallılar bu gelişmelerin çoğundan haberi olmadan yaşıyoruz! neden bu dünyaya geldiğimizi bilmeden, sadece üreme olarak algılayıp bir çok çocuk yapan ortaçağ düşüncesinin modern yaşam sayesinde yok olduğunu dahi farkına varmadık!   doğum kontrolü hapları ile doğumu engellemeye düşünen bilim adamları ne kadar yanıldığını gelişen süreçte açıklamışlardı. fakat bulunan bu doğum kontrolü araçları serbest seksi daha çok yaygınlaştırmıştır.   laboratuarda üretilen virüsler yaşam içinde denenmeye başlandığında ne gibi sonuç vereceğini önceden tahmin edemeyen bilim adamları, çaresi için milyonlarca araştırma fonları ayıran hükümetler, hiç bir zaman gerçekleri kendi halklarına dahi söylememişlerdir!   gıda sektöründe her türlü hileyi geliştiren ve bir an önce daha çok para kazanmak içinde olsa canlıların yaşamına ve biçimine müdahale eden bilim adamının ne kadar etik olduğunu hiç tartışmadık!   sadece tükettik, üretileni.   günlük davranışlarımız içinde kaç hareketimiz ahlaki?   günlük gazeteleri hepimiz okuyoruz, günlük olarak her türlü yaşamı sayfalara yansıdığı kadar okuyor ve anlamaya çalışıyoruz! bir süre sonra artık hiç bir haber bir şey ifade etmemeye başlıyor. her gazete aynı haberleri yayınlamaya her teve kanalı biraz daha görüntü bolluğu içinde veriyor. sonuç her şey aynı, çünkü gazete sahipleri ile teve sahipleri aynı kişiler ve hangi haberin yayınlanmasına karar verenler, patronlarının çıkarlarına göre da... Devamı

teknoloji, işsizlik anlamına da gelmeye başlamıştır.

2006-10-18 13:54:00

teknolojinin gelişimi insanlık yararına mı? ben inanmıyorum, insanlığın yaşamını kolaylaştırdığına ve güzel yaptığına. evet sağlık alanındaki gelişmeler hariç, teknoloji insana mutsuzluk vaat ediyor! son 20 yıl içinde daha da ivme kazanan teknolojideki ilerleme sayesinde artık bugünkü kuşak geçmiş kuşaklardan kopmuştur. yakın tarih ile ilgilenen kimse kalmamıştır. daha çok koşturmacadan kendisine dahi zaman ayıramayan insan, dünyadaki gelişmelerden de soyutlanmıştır. bireyselleşme ve içe kapanma daha çok artmıştır. teknoloji, işsizlik anlamına da gelmeye başlamıştır. globalizm bu dönemde olması tesadüfi değildir, çünkü teknolojiyi elinde bulunduranlar, onun avantajı sayesinde tüm dünyayı işgal ediyorlar! teknoloji sayesinde insanlar artık eskisine göre daha uzun ve daha verimsiz çalışıyorlar! hatta bir çok insan ne ürettiğinin ve ne için çalıştığının dahi farkında değildir! sürekli koşturmaca ve yetişme telaşı içinde olan insan, nasıl günün, ayının veya yılının geçtiğinin  farkında dahi değil! herşeyin suçlusu teknoloji mi peki? elbette değil! bizler teknolojiyi kontrol etmemiz gerekirken, o bizi kontrol etmesine izin verdiğimiz için suçlu biziz! düşünme yetkimiz elimizden alınıyor, birbirine mail ileten insanlar konumuna dönüşüyoruz! birinin ürettiğini hep başkaları paylaşıyor! paylaşım sadece ileti ile olmakta, onun dışında ben senin gibi düşünüyorum kolaycılığına indirgendi! teknoloji, sadece bizi değil, düşüncelerimizi ve hayallerimizi de teslim almış konumda! teknolojinin gelişimi ulus devletin yok olmasını da hızlandırmıştır, her ne kadar dünyamızda hala ulusal savaşlar oluyor olsa da! bu gelişmeye direnen ulus devletler teker teker özelleştirme adı altında kendi yetkilerini uluslarüstü firmaların denetiminde devrediyor! teknoloji üretmeyen ve onu kullanmasını bilemeyen bizler, su akıntısına bırakıp gidiyoruz! çok çalışıyoruz ama ne ürettiğini dahi bilmeden yaşıyoruz! yaşamdan gerektiği kadar zevk alamadan sorumluluklar altında ezil... Devamı

değişim kaçınılmaz olarak günlük yaşantımızı değiştirmeye devam

2006-10-18 13:38:01

bu yılda sona eriyor! her yılın sonlanması gibi başlayan bitiyor! yakında yeni bir yıla başlayacağız ve o da bitecek! demek ki başlayan bir şey hep bitiyor! global dünya söylemi de bir gün bitecek! nasıl monarşi bitti, yerini ulus devleti kondu! ulus devletin yerini global politikalar konuşurken, onun da biteceğini şimdiden söylemek abartı olmazsa gerek! düz mantık ile yaklaşıldığında bu kadar basit gözüken süreç, yaşam içinde ne kadar karmaşa ve acılara sebep oluyor?   biz yaşam sınırı  belli olan zavallılar bu gelişmelerin çoğundan haberi olmadan yaşıyoruz! neden bu dünyaya geldiğimizi bilmeden, sadece üreme olarak algılayıp bir çok çocuk yapan ortaçağ düşüncesinin modern yaşam sayesinde yok olduğunu dahi farkına varmadık!   doğum kontrolü hapları ile doğumu engellemeye düşünen bilim adamları ne kadar yanıldığını gelişen süreçte açıklamışlardı. fakat bulunan bu doğum kontrolü araçları serbest seksi daha çok yaygınlaştırmıştır.   laboratuarda üretilen virüsler yaşam içinde denenmeye başlandığında ne gibi sonuç vereceğini önceden tahmin edemeyen bilim adamları, çaresi için milyonlarca araştırma fonları ayıran hükümetler, hiç bir zaman gerçekleri kendi halklarına dahi söylememişlerdir!   gıda sektöründe her türlü hileyi geliştiren ve bir an önce daha çok para kazanmak içinde olsa canlıların yaşamına ve biçimine müdahale eden bilim adamının ne kadar etik olduğunu hiç tartışmadık!   sadece tükettik, üretileni.   günlük davranışlarımız içinde kaç hareketimiz ahlaki?   günlük gazeteleri hepimiz okuyoruz, günlük olarak her türlü yaşamı sayfalara yansıdığı kadar okuyor ve anlamaya çalışıyoruz! bir süre sonra artık hiç bir haber bir şey ifade etmemeye başlıyor. her gazete aynı haberleri yayınlamaya her teve kanalı biraz daha görüntü bolluğu içinde veriyor. sonuç her şey aynı, çünkü gazete sahipleri ile teve sahipleri aynı kişiler ve hangi haberin yayınlanmasına karar verenler, patronlarının çıkarlarına göre da... Devamı

özgür bireyin yok oluşu, terörizm ile mücadele adı altında yapıl

2006-10-18 13:58:00

dünyada yeni bir şeyler oluyor, fakat bundan kaçımızın haberi var? günlük koşturmacalar içinde başımızı yukarıya dönderip bakacak durumda dahi değiliz! kimimiz işini kaybetmemek için kendinden her türlü özveriyi gösteriyor, kimimiz, emekliliğin tadını çıkarmak adı altında boş boş oturuyor! bir şeyler değişmekte ve değişimin dışında izleyici dahi değiliz! sonucunda bizi köklü bir şekilde etkileyen olaylara seyirci dahi olmadan habersiz yaşamaktayız! haberler ise belli ajansların ellerinde kısırlı bilgilerin taşınmasına izin veriliyor! honkong'ta yapılan dünya ticaret örgütü ne gibi kararlar aldı? katılan bakanlar dahi konunun önemini anlamamış, içeride dışarıdaki göstericiler tarafından nasıl teslim aldığını anlatıyor! orada alınan kararlar ile her ülkenin tarım politikası belirlendiğini ve hangi ülkenin ne ekeceğine veya hangi hayvanı besi olarak besleyeceğine karar verildi. hatta bazı ürünlerin kotası genişletildi veya daraltıldı! bu toplantıda söz hakkı ve karar verme hakkının kimde olduğunu da gösterdi, fakat kim görebildi? greencard tarihe karışmış! bu işten geçinen binlerce insan ise mesleksiz olduklarından ne yapacaklarını şaşırdılar! peki bu card kimleri etkiledi? okuduğum habere göre yılda 6 milyon kişi  bu kart hayali ile başvuru yapıyormuş! yanlış okumadınız 6 milyon! kaç kişi peki şanslıydı, kaçı amerika rüyasına adım atabiliyordu! sınırların güvenliğini artırmayı düşünen amerika, meksika sınırındaki utanç duvarını daha da yukarıya ve aşağıya çekerken kaç kişi bunu protesto edebiliyor? berlin etrafındaki duvar yıkıldığında büyük bayram edenler, yeni örülen duvarlar karşısındaki sessizliğini nasıl adlandırmalı? israil duvar örüyor, ses yok! amerika duvar örüyor, ses yok! avrupa görülmeyen duvarlar örüyor, yine ses yok! peki örülen bu duvarlar kişinin seyahat etme özgürlüğünü ve yer değiştirme özgürlüğünü yok etmiyor mu? teknolojik duvar her gün bizi kuşatmakta ve dar alanda yaşamaya zorlanmaktayız! kimliklere yerleştirilecek... Devamı

soru soran bakışlar içinde kendi kalıbından çıkmak istemeyen dur

2006-10-18 14:00:00

kadın erkekten gelen soruya şaşkınlık içinde bakmış, neden ben? erkek anlamsız bir şekilde kadının suratına bakmış şaşkınlık içinde! kadın üstelemiş, neden beni sevdiğini söylüyorsun? erkek gözlerinin içine bakmaya çalışmış kadının? soru soran gözler ile kadın bakmaktadır! neden beni seçtin? erkek kelimeleri kafasında derleyip toplamaya çalışıyor, bir anda her şeyi söylemek ister gibi bir hali var. nereden başlayacak kelimeye, ama nasıl başlamalı bilemiyor gibi bir sıkıntı içinde. elinin terlediğini hissetti, elini nerede tutmalı, nasıl söze başlamalıydı. kadının şaşkın ve mutlu bir şekilde bakışını yakalamıştı, ve de soruyordu, neden? erkek, kırık bir ses tonuyla başladı, çünkü ben senden hoşlanıyorum! neden diye sorma ama hoşlanıyorum. aslında tam olarak söyleyemiyordu, doğada en doğal olan çiftleşme ve çocuk doğurma işlemi insanlar ne kadar zora sokmuşlardı, aynı zamanda ne kadar basitleştirmişlerdi. zordu, toplumun baskısı üzerindeydi. evlilik dışı ilişki hep kötü gözle bakılmıştı. ne kadın kadınlığını, ne de erkek erkeliğini yaşayabiliyordu bu toplum içinde. soran gözler ile bakıyordu! neden ben? çünkü sen beni çektin ve seni istiyorum, diyemiyordu erkek. tanımıyordu da tam olarak, çünkü hep uzaktan görmüştü. uzaktan bakıyordu zaman zaman. aynı şekilde kadında bir kaç kez bakmıştı belki! emin değildi erkek. ürkekti. bir başlasa, bir evet dese, dünyayı onun ile paylaşmaya hazırdı, ama bu neden sorusuna ne yanıt vereceğini bilemiyordu! nasıl bağlıyacaktı cümleler! cümle kurmayı bırak, kelime dahi çıkmıyordu ağzından! ne kadar da zayıf görünüyordu. kendisini görecek durumda değildi. bir kuyuya düşmüş ve kuyudan çıkmayı bekleyen kurbağa gibi viyaklamak istiyordu ama hayır ses telleri sanki birbirine dolanmış sesi dahi çıkmıyordu. doğada diğer canlılar ne kadar rahat, her an ilişkiye giriyor ve hiç kimse o ilişkiyi izlemiyor bile. tek röntgenci yaratık insan dedi, kendi kendine. belki bu halini birileri izliyor olabilirdi. elleri ha... Devamı

iyi bir pazar geçirmenizi isterim.

2006-10-18 13:36:00

pazar günleri genellikle gazeteleri tararım ve her hangi bir yeni gelişme var mı derim. türk basınını da tararım, orada ne gibi gündem vardır. izlerim ve izlemekle kalmam kendimce sonuçlar çıkarırım. **** dünyanın bir başka yerinde DTÖ (dünya Ticaret Örgütü - WTO) protesto eylemleri vardı. protesto yapanlar dışarıda polis ile kavgaya tutuşurken, içeride gelişmiş ülkelerle geri bıraktırılmış ülkelerde birbirleri ile kavgaya tutuşmuşlardı. bu ikinci bölüm basının gündemine gelmedi. çünkü dünyayı elinde bulunduran haber ajansları gerekli bilgiyi üyelerine geçirmedi. onun yerine daha magazin boyutu olan protesto eylemlerindeki polis gösterici çatışması yansıtıldı.   ****   Altın çağ   Seksenlik ihtiyar sağda solda "Sekste altın çağımı yaşıyorum" diye konuşup duruyormuş. Biri de merak edip sormuş:- Nasıl başarıyorsun bunu?- Basit, demiş gülerek ihtiyar... Alıyorum elime bir avuç cumhuriyet altını, rastladığım hanımlara, "Beni tahrik edin size avucumdaki altınları vereyim" diyorum. Hiçbiri beni tahrik edemiyor. Altınlar da bana kalıyor.   burada zengin ülkeler altın çağını yaşadığını söylesem yalan mı olur? ******   dünya ticareti yeniden belirlenirken, tarıma ve gümrüklere yeni düzenleme getirilirken bizde van rektörü olayı ile pamuk davası olayına kilitlenmiş onun üzerine konuşuyoruz!   **** ırak'ta demokratik bir seçim oldu, protestolardan daha çok sandığa yöneldi insanlar o kadar sıcak çatışmanın içinde. ilk defa belki bu kadar yüksek ve gönüllü katılım oldu. gözlerimizden bir şeyler kaçırtılıyor!   ****** devleti küçülteyim derken devleti satan iktidarlar acaba bu satma işini kendi istekleri ile mi yapıyorlar, yoksa borçlu olduğumuz dünya bankası, dünya para fonu isteği üzerine mi, yoksa global politikanın zorlaması ile mi? neden oldu global söylem çıktığı günden beri devlet küçülüyor bütün dünyada, bir geçiş sürecinin sancılarını en çokta geri kalmış ülkelerde oluyor, çünkü alışılmış çöplüğü bırakma... Devamı

linç girişimi özgür bireyedir!

2006-10-18 14:02:00

pamuk davasında yumurtalar havada uçuyordu! sadece yumurta mı, tehditlerde arkası kesilemeden gelmeye devam ediyordu! vatan haini! bu ülkeyi terk et! ne diyorsun! aydınını yok etmek isteyen ittihat ve terakki partisi torunları sahnedeydi. şimdiki adları yurtsever birlik! olayları izleyen polis! olayları izleyen dış basın! olayları izleyen tv ekranındaki bizler! kendisini ressam ve harika çocuk olarak tanıtan kişi bildiri okuyarak tehdit ediyordu! neden kendi gündemine başkaları uymuyordu? kızgındı! kızgınlığını salyalar akıtarak gösteriyordu! elindeki kağıdı okurken kin kusuyordu! ekranlardan bol bol kin, ve yumurta geliyordu! düşünce suçu ile şehit cenazelerini bir tutan bir iş adamı! dolandırıcılıktan yargılanan ile düşünce suçunu bir gören anlayış! her şey ama her şey ekrandan yansıyordu! tarihte hep ölenler suçludur! bu suçu dile getirdin mi, hemen linç etmeye girişilir! son dönemde linç girişimleri arka arkaya ekranlardan yansıyor! linç girişimi kameralar önünde olurken bizler sadece seyrediyoruz! suçu işleyen belli, ittihat ve terakki partisi! o partinin günümüzdeki mirasını alan chp! şişli adliyesinin önünü dolduran chp'lilerin olması tesadüfi değildi! ellerinde türk bayrakları ile, kuvayyi miliye ruhu çağırıyorlardı! gerçekler, ret etmekle örtülmediğini 83 yıldır anlaşılması gerekir. bu sorun konuşulmalı, tartışılmalı ve tabu olmaktan çıkarılmalı! chp'nin bugüne kadar tabuları yıkalım diye bir eylemi oldu mu? hayır! çünkü tabuları en çok koruyan parti o! devlet partisi! devlet ile kendisini o kadar özdeşleştirmiş ki, sorunların üstünü kapatmakta üstüne düşen her görevi yerine getiriyor! muhafazakar parti akp'den dahi geri düşünceyi savunuyor! pamuk şişli adliyesinde yargılanmaya geldi, yargılanamadan gitti! sonuçta yargılananlar sokakta yumurta atanlar oldu! tehditler savuranlar oldu! kim onları oraya davet etti, kim o bez afişi astırdı! isimler vardı afişte, linç edileceklerin listesi sanki! yan yana yazı... Devamı

ahh genç olsaydım!

2006-10-18 13:34:00

evet hayat hiç öyle değil çok kötü ve bilmediğin kurallar üzerine oynar. sen bildiğini sandığın şeyler ise birer aldatmaca olduğunu yaşarken öğrenirsin her şey ama her şey görecelidir! dedi yaşlı adam genç kadına. hayat hala devam ediyor ve kendi bildiği yoldan akmaya da devam ediyor! hayatına yön vermek isteyenler hayata müdahale etmeye kalkıyorlar zaman zaman, fakat hayat daha güçlü çıkıyor ve o değiştirmek isteyenlerde yaşam içinde değiştiriyor. zaman her şeyin ilacı dedi yaşlı adam, artık önünde zaman olmadığını gördüğü halde. müdahale etmek gerek yaşama, ama nasıl dedi genç kız ona! içten içe güldü  yalı adam, evet onu ben yaptım ve bak neredeyim. ilk gençlik yıllarımdan kana hangi hayal kaldı bende, hangisi gerçekleşti? geçmişin hesabını yapmak dahi gelmiyordu içinden, günlük yaşamaya alışmıştı uzun zaman önce. ne için yaşadığını dahi bilmeden yaşıyordu, bir beklentisi vardı ama o beklenenin ne olduğunu dahi bilemeden yaşıyordu. yaşam bir çok insana bir ara güler, sonra unutur gider! her şey göreceli, her şey göreceli dedi, hiç bir şey göründüğü gibi değil! hep kendi gözlerimize güvendik, hep dokunarak öğrenelim dedik, yanılacağımızı hiç düşünmedik. hayat hiç bir doğrumuzu doğrulamıyor, çünkü çok hızlı değişiyor. ruhumuz gerimizde kaldı ve biz çok hızlı koşuyoruz! nereye ve hangi zirveye doğru koşuyoruz? beyaz adam hep en üste çıkmaya çalışır. hep en yukarıya. beyaz adam safariye gide, en nadide hayvanları vurur, o vurduğu hayvanları siyah adamlara taşıdır, sonra safari sonunda uçağa veya gemiye binerek ülkesine döner. ülkesine vardığında kara bıyıklı, yılışık yılışık gülenler karşılar. vurduklarını onlar taşır bu sefer. derileri kara değildir ama saçları ve bıyıkları vardır! son dönemde çember sakalı olmaları da modadır, bıyıklarını en kısa kesip sakal bırakan garip tipler! beyaz adam nasıl taşındığını bilmez vurduğu nadide hayvanların. ama onları dostlarına sergilerken büyük guru ile göğsünü kabartır ve çevresine bakar. yaşlı adam ke... Devamı

dünya nüfusu 6,5 milyar olacak!

2006-10-18 14:04:00

dünya nüfusu 6,5 milyar olacak! doğum oranlarına göre; % 57 si asya % 26 sı afrika, % 9 güney amerika % 5 avrupa % 3 kuzey amerika   doğum oranlarına bakarak dünya bir yöne doğru eğilmesi gerek, sonuçta bir piramit şeklini alırsa şaşmayalım! tepe göz amerika ve avrupa olacak. yaşlanan nüfusu ile dünyayı yönetmeye devam edecek, geriye kalanlar ise onların askeri! her doğan çocuk potansiyel asker! kim için? doğal olarak piramidin başı için!kurtulamayacağını anlayan köle, efendisine aşık olarak kurtulmak ister durumundan!büyük çoğunluğu oluşturanlar aşklarını ilan etmeye devam edecek! 15.12.2005  ismail cem özkan Devamı

seçme hakkımız var mı?

2006-10-18 13:32:01

yazı tura adlı filmi seyrettim az önce. uğur yücel yazmış ve yönetmiş. kırık hayatlar. parçalanmış yaşamlar. hayaller ve gerçekler. bir savaş ve içinde yaşananlar. her biri ayrı bir konu. her biri ayrı ayrı tek tek incelenecek konular e yaşam her birini bir bütün yapıyor. yaşam ve film. her biri bir bütünün parçası. film bir savaş sendurumunu ve parçalanmış hayatı anlatıyor. biri futbolcu olacak ve en büyük hayali fenerbahçe´de oynamak. öteki hep makinelerde çalışmış ve bir çiçekçi dükkanında yaşamın farklı kokularını ve renkleri ile yaşamak istiyor. askerlik. yaşamın parçalanması. ne için? vatan görevi! vatan için her şey! hayaller ve gerçekler. hayallerde bırakılır vatan için! bir futbol aşığı, aynı zamanda sevdiği bir kız. savaşın ilerlemesi ile birlikte kapadokya´dan bingöl´e göç ve savaşın tarafı olma. savaşın iki tarafı var. iki tarafta birbirini sever. yanlarında sevdiklerinin resmi. bir çatışma, aynı zamanda kopma. yaşamdan kopan sadece ayak değil, duygular ve hayaller. iki ayrı insan iki ayrı yaşam. sonuç hep aynı, hayallerin yok olması! biri istanbul'da öteki kapadokya`da. iki ayrı yaşam. ortak yönleri var bu iki yaşamın aynı zamanda. filmde söylenmeyen. iki halk değiş tokuş oldu. buradakiler oraya, oradakiler buraya. parçalanmış yaşam ve topraklar. bir gün bir felaket buluşturur bu yaşamları. iki denizin iki yakası. bir sallantı ile birleşir. iki ayrı dünya ve iki ayrı hayaller. bir noktada birleşir. işte yazı ve tura! seyredilmesi gereken, bildiğimiz bir dram! soruyor ve sorguluyor. yaşam hep yaz mı tura mı? bence o kadar keskin değil! bir şey kesin, hiç kimse yarın ne olacağını bilmeden bir akıntıya kapılıp yaşıyor. o akıntıya karşı kürek çekebilecek güçte insan var mı? kim yazı kim tura der? seçme hakkımız var mı? yaşam farklı noktalara atıyor, bir savaş ve sonrası. bir çatışma ve sonrası. 14.12.2005  ismail cem özkan... Devamı

ırkçılığın sonu yok!

2006-10-18 14:06:00

sabah haberlerini okuyorum, hem de ne okuyuş! dağlara taşlara taş yağacak haberler bunlar! hem de kendi gerçekliğimiz! adana'da 79 yaşındaki dede, 11 yaşındaki kıza tecavüzden gözaltına alınmış, hem de evlenmesine 3 saat kala. tam 3. eşi ile gerdeğe girmeye saatler kala, yanlışlıkla 11 yaşındaki kızı koynuna almış! her halde teri ile küçük kızın nefesini düzeltmiştir! hac organizatörü dede, hac paraları ile sanırım kendi haremini kuruyor! helaldır diyelim! hemen arkasından başka haber! karısının 16 yaşındaki kızı ile kaçmış. kamyon şoförüymüş kaçan, afyonkarahisar'da. doğan grubu ibo'yu küçük düşürmek için kendine yıldız'ı seçmiş! yeni kanalları stardan bir yıldız kaybeden ve ezeli rakibine transfer olan ibo hakkında dayak yedi, kaçtı derken reyting düşük sanatçı olarak tanıtmaya kadar ilerletti! eh karalama yapılmak istendin mi her yol seçilir! başarılı birini karalamak istersen o aslında ikinci dersin olur biter! Diyarbakır”da evlenmesine izin verilmeyen genç, başka yerde eğlenenleri elindeki silahla taramış! ben acı çekiyorum, başkası eğlenemez demiştir sanırım! ırkçı sarışın avustralyalı gençler hala ortadoğu görüntülü insanlara saldırmaya devam ediyor! ırkçılığın sonu yok! orhan pamuk davası ne olacak? hırant dink yeniden ifade vermiş! fbidan sonra cia türkiyede! ortadoğuda yeni şeylerin olacağını haber veriyor bu gelişler! hiçte hayra olacak gibi değil! cep telefonunu kaçak kullandığını öğrenenlerin çilesi bitmiyor, işe mi gitsin cebini mi yasallaştırsın? kimin cebi yasal ki? bunu en iyi bilen demirel'dir! oda işine gelmedi mi şapkasını alır gider! şapkasını taşıyan her zaman birileri bulunur! meclis insan hakları komisyonu bölgeden itirafçıların çıkarılmasını tasfiye etmiş! bursada kız arkadaşına laf attığını söylediği öğrenciyi öldürdü! hırsızlıktan sabıkalı yaşı küçük biri gencin birini öldürmüş! genel kurmayın örtülü ödeneğinden kendi hesabına para geçiren emekli yarbay osman aymelek'in  taş... Devamı

tekrar yaşamak istemiyorsak!

2006-10-18 13:30:00

avustralya'da gençler ortadoğulu görünen gençlere karşı saldırmışlar. dünyanın öteki tarında avrupalı göçmenlerin oluşurmuş olduğu ülkede yine avrupadan olmayan ortadoğulu gençlere saldırmış! saldıryı bu açıdan bakıldığında işin vahameti ortaya çıkıyor. çünkü ortadoğulu gözükenler müslüman, hiristiyan ve yahudi gençler oluşturuyor. saldırı dini inançlarından dolayı değil, geldiği ırk yüzünden değil, sırf görünüşlerinden dolayı saldırıya uğruyorlar. bu saldırılar bir başlangıç mı? yoksa var olan politikaların sonucu mu? bende ki izlenimi ne başlangıç ne de sonuç olarak görüyorum. çünkü avusturalya gibi sonradan beyazların işgali sonucu kurulan ülkelerde eskiden beri beyaz ırkın üstün ırk olduğu düşüncesi hakim. gerek yerli halka, gerek asyalı göçmenlere karşı yıllardan beri bir saldırı politikası güdülmekte ve dışlanmaktalar. bu dışlanma sonunda esmer tenli insanlara kadar geldi. izleyebildiğim kadarı ile kuzey avrupa ırkına ait gençler kendisine benzemeyen herkese saldırmaya başladılar. ırkçılık işte bu kadar kötüdür, çünkü kendisine benzemeyen ve düşünmeyeni kaba kuvvetle ezmek ister. dünyanın hangi ülkesinden olursa olsun, her türlü ayrımcılığa ve ırkçılığa karşı olmak gerek. yok karşı gelmeyip hoşgörü ile yaklaşırsan bir gün sen de dışlanma ile karşılaşabilirsin! dünyamız çok kültürlü ve çok uluslu ve de çok dilli bir evrendir. devletlerde homojen olmaz günümüz koşullarında, o halde hala tek ırk, tel dil, tek kültür üzerinde direnmenin de anlamı yoktur. bütün kültürlere saygılı, çok kültürlü bir sosyal çevrenin yaratılmasından geçiyor, bu tip sorunları tekrar yaşamak istemiyorsak! 12.12.2005  ismail cem özkan... Devamı

yaşam hafta sonunu tanımıyor devam ediyor!

2006-10-18 13:28:00

pazar günleri artık alışkanlık oldu sanırım, hafif konulardan bahsedilecek! fakat her pazarda hafif olmuyor konular! çünkü yaşam hafta sonunu tanımıyor devam ediyor tüm hızlılığı ile. ****   kadın çalan kapıyı açmış, gayet kibar kılıklı bir adam.. "affedersiniz hanımefendi" demiş, "sizin vajinanız var mı?.." kapıyı anında çarpmış kadın, adamın yüzüne..   İki gün sonra gene çalınmış kapı.. açmış kadın.. ayni adam, ayni soru?.. "affedersiniz hanım efendi, sizin vajinanız var mı?." "terbiyesiz adam" diye bağırmış kadın.. "beni bir daha rahatsız etme.." çarpmış kapıyı gene, ama akşam kocasına anlatmış olup bitenleri.. "hafta sonu evdeyim" demiş koca.. "pencereden gözle, görürsen kapıyı açmadan bana haber ver.."   pazar sabahı "geliyor" demiş kadın kocasına.. adam beyzbol sopasını alıp kapının arkasına saklanmış. kapı çalınmış, kadın açmış.. "affedersiniz hanım efendi, sizin vajinanız var mı?." "var allahın belası" diye haykırmış, kenara çekilirken.. "var tabii!.." "o zaman kocanıza gösterin de, iki günde bir benim karımı becermekten vaz geçsin!.."   politikacılara anlatın, daha doğrusu onların hanımlarına! politikacılar sadece hanımlarımızı mı, gır gır dergisi başlık yapmıştı bir ara, adam kulağının arkasını gösteriyordu, bir burası kaldı! bu durumu politikacıların hanımlarına sorma vakti gelmedi mi? ****** ingilterede havaalanını yakında bir patlama olmuş, canlı canlı tvden seyrediyorum. kanada'da konferansı izledim, bir rica ile abd oradaki anlaşmaya ağzının ucu ile evet dedi diye tüm dünya bayram ediyor! konferans çevre konusunda toplanmıştı, global ısınma, sadece coğrafik olarak algılamayın, politik olarakta ısınmakta. bu ısı altında bakalım kaç ülke ve insanlar eriyecek? eski başkan clinton ricası ile yeni başkan w. bush he demiş! hala bayram devam ediyor! dünya kupası karşılaşmaları için kura çekimleri almanya'da yapıldı, bazıları kara bağlarken bazıları göbek atıyordu! futbol sahada oynandığı zaman sonuç belli ... Devamı