mutlaka izlemeli!
22/11/2008mutlaka izlemeli, izletmeli...
http://dotsub.com/view/7281f5dc-d4b1-4315-abb7-143becd34f49
bu video ilginizi çekeceğini düşünüyorum ve paylaşıyorum...
mutlaka izlemeli, izletmeli...
http://dotsub.com/view/7281f5dc-d4b1-4315-abb7-143becd34f49
bu video ilginizi çekeceğini düşünüyorum ve paylaşıyorum...
Gün laptop ile başlar!
Hanıııım, laptopunu açta sohbet edelim!
Neden hayırdır caaanıııııım? Yine mi benimle chat yapmak istiyorsun?
Hayır, hatuncuk, senin ile chat değil, msn üzerinden sohbet etmek istiyorum. Hadi al laptopunu da oradan birbirimize bir göz kırpalım!
Canım aynı odadayız ya, ne gereği var şimdi!
Aşkım, bak aynı odada ikimizde dizi seyrediyoruz, hala birbirimize bir şey söyleyemedik. Neyse aşkım ben yatacağım ama işyerinden bağlanır halini hatırını sorarım!
Yatak odasına yönelir adam elinde laptopu ile birlikte. İçeriden tıkırtılar gelir, sonra ışık kapanır.
Evin içinde televizyondan gelen ses dışında ses yoktur. Sessizdir. Dışarısı Karanlık, evin içi aydınlıktır. Dizi bitmeden ekran kapanmayacaktır.
Sabah olur. Adam işe gider, kadın evdedir. Bir süre sonra oda hazırlığını yapar ve eline laptopunu alarak çıkar. Ev sessizdir. Akşam kapı anahtarı dönene kadar sessiz kalacaktır.
İşyerleri farklı yerlerdedir. Eşler işyerlerine vardıklarında önce laptoplarını elektrik fişine takarlar. Sonra açış düğmesine tıklarlar. Genelde laptoplar şifrelidir, şifresini yazar ve açılmasını bekler. Yeni laptoplar daha hızlıdır, hemen açılır, ‘yenisini almak gerek’ diyerek içinden geçirir. Kamerası kendinden olan, ses düzeni olan laptoplar ilgisini çeker ama kısa bir süre bu düşündüklerini unutacaktır. İş başlamıştır, günlük yapacaklarını planlar. Masa düzenlidir. İnternete bağlanır. İnternete bağlandıktan sonra MSN açılır. ‘İyi ki MSN icat edilmiş’ dedi kendi kendisine, ‘işler ne kadar rahat. Üstelik çokta ucuz! Konuşmak istediğin bir tık ötede. Dosya paylaşımı, iş takibi buradan daha rahat yapılabiliniyor. MSN sadece iş takibi değil, ilgi alanını da takip için önemli, oradan günlük haberlere kadar her şeyden bilgi sahibi olabiliyorsun!’
Eşi de iş yerine varmıştır. Bir ses ile geldiğini haber verir MSN. Hemen ona bir göz kırpma gönderir, günaydın canım diye yazar. Hemen yanıt gelir, günaydın aşkım! Kısalmalı konuşurlar. Her harfi yazmaya gerek yoktur. Mrb, iii gibi harfler aslında çok şey anlatır, ilk başta bir şey anlamazsınız. msn kendisine ait dil oluşturmuştur. Semboller ile konuşulur, kısaltmalar ile dertler en hızlı şekilde anlatılır. İyi ki msn keşfedildi, çağın en büyük buluşudur!
Sabah eşe gönderilen bir göz kırpma içinde başka şeylerinde kırpmasına sebep olur. Akşamları genelde erken yatar oldu. Eskisi gibi ten sıcaklığını duymaz oldu. MSN hayatına girdiği günden beri her şeyi konuşur oldu ama paylaşır olamadı. Sanki eşinden uzaklaşmış gibidir. MSN ile tanışıp sohbet ettiği, cafelere gittiği arkadaş çevresi olmuştur. MSN yeni bir dünyaya pencere açmıştır. Eski çekingenliği yoktur, daha atiktir. Bu arada MSN’e gelen diğer arkadaşlarına ‘mrb’ yazar. Karşılığında ‘as’ alır. Gün artık başlamıştır.
Gazetelere göz atar, haber sitelerinde başlıklara bakar ve orada bir haber dikkatini çeker. “Alkol bağımlılığına benzeyen "sanal seks bağımlılığı" konusunda tüm dünyada hekimlere başvuru sayısında patlama yaşanıyor.” ‘Alla alllaa’ der kendi kendisine. ‘Demek bura üzerinden de bu işler yapılıyor!’ Sonra kendi günlük yaşamını düşünür, ‘acaba’ der eşi ile ilişkilerinde ki bu soğukluk oradan geliyor olmasın? ‘Ne güzel şey şu msn ve internet, bak bütün soruların yanıtını hemen insana bulduruyor, büyük buluş, canım gerçekten büyük buluş!’ bu düşündüklerini sesli mi söyledi acaba diyerek çevresine tedirgin olarak bakar. Tepesinde duran kameraya da bakmadan edemez, şimdi patronu onu o yukarıdaki kameradan izliyordur.
İçinden ‘George Orwell isimi birilerine bir şey anımsatıyor mu? Müthiş yazardı, hele Hayvanlar Çiftliği, 1984. adamın yaşadığı zaman diliminde bugün yoktu ama bugünü yazmış, yazarlar büyük adamlar, gerçekten büyük!’ diye geçirdi. İş yapar gözükmek zorundaydı, işi başında patronuna çalışmak zorundaydı, kaytaramazdı. O iş saatlerini patronu para karşılığında kendisinden almıştı. Şimdi bu iş saatleri içinde patronun bir malı konumundaydı, insani duygulara ve eşle sohbet etmeye olanak vermiyordu. Çalışma koşulları gerçekten ağırdı, o ağırlık altında insan hasta dahi olamaz, ya işten kovulursa.
Parmakları laptopun üzerindeydi, patronu ona işi takip etmesi için almıştı. Özel görüşmeler için değil! Şimdi iş saatiydi, karısına aşkını göstermek için bir kalp sembolü göndermişti. Yanında da gülümseyen bir yüz!
karikatür; ülkemizin gerçekliğinden bağımsız düşünülemez !
ülkemizde ne kadar çok çelişki varsa onu çizgisine taşır karikatür. O yüzden bir karikatürcü için cennet ülkedir. Kaynağı kesinlikle tükenmez!
Çelişkileri her an yaşayan, aldığı kararlarda dahi çelişkiyi üzerinde taşıyan bu toprağın insanı, kendi ile alay edebilecek yükseklikte bir kültürel birikime de sahiptir. İşte bu birikim üzerinde bu topraklar birbirinden değerli mizah sanatçılarını çıkarmıştır. Bu mizah sanatçılarının bir bölümü sözlü edebiyat içine girmiş olsa da yazılı ve çizgili mizahta köklerini sağlam temeller üzerinde yükseltmiştir. Cumhuriyet öncesi başlayan karikatür serüveni, cumhuriyet sonrası daha bir ivme kazanarak bugünkü seviyesine yükselmiştir. Şu anda ülkemizde birbirinden değerli, büyük çizgi ustaları mevcuttur.
Çelişkilerin ve yasakların bu kadar yüksek olan ülkede karikatüründe büyük yol katletmesi tesadüfi değildir.
karanlığa karşı bir duruştur mizah!
mizahçı karanlığa karşı aydınlığın yanında yer almalıdır.
Aydınlık yarınlar için çizgi ile kendi duruşunu belirleyen bir geleneğin devamıyız. Cemil Cem Abdülhamit’in karanlık dönemlerinde cumhuriyeti savunmuş ve o kurulana kadar çizgisinden ödün vermeden savaşmıştır. Cumhuriyetin kuruluşu ile birlikte artık karanlık dönem bitti, aydınlığın karikatüre ihtiyacı yok diye çizgiyi bırakmıştır. Fakat yanıldığını çok kısa sonra yeni çıkan karikatüristler göstermiştir. Cumhuriyet Abdülhamit’in karanlık dönemlerinden daha başka sorunlar ve çelişkiler ile gelmişti. Yeni çizerlerde elbette toplum sorunlarından uzak durmamış ve çizgileri ile yönetenleri eleştirmeye devam etmişlerdir. Çizgi cumhuriyet tarihimiz içinde önemli bir yer tutar, çünkü çizgi ile sorunlara parmak basanlar, hapsolmuş, sürülmüşlerdir. Fakat karanlığa karşı duruşu da değiştirememiştir bu baskılar! Çizgi ülkemizde her zaman karanlığa karşı saffını belirlemiş, fakat bir takım çizerler ise çizgilerini karanlığın lehine doğru çizmeye başlamıştır. Bu saflaşma 12 eylül ile oluşan dönemde kendini daha da çok hissettirmiştir. Çünkü çizgi okuyucuya en hızlı iletişim kurabilen sanat dalı olduğunun farkına varılmıştır. İletişimin hızlı bir şekilde gelişmesi ile birlikte ekmeğini çizgi ile kazananlar parayı kim verirse ona göre çizmeye başlamışlardır. Burada karikatür sanatının karanlığa karşı duruşu değil, karikatürcünün konumu önem kazanmıştır. Çizgi nerede olursa olsun muhaliftir, fakat çizeri için aynı şeyi söylemek mümkün değildir.
Çizerdeki bu kayışlar elbette, çizgi sanatına da büyük zararlar vermiştir. Şimdi karikatür diye anlaşılan şey, sadece gülmece olarak bakılıyor. Karikatür güldürürken düşündürebilendir! İçinde bilinçli ya da bilinçsiz bir ideoloji taşır! Çünkü bilgi yüklüdür! Okuyucusunu / seyircisini yönlendirebilen bir sanat dalıdır.
karikatür 12 eylül sonrası tabuları yıkacağız diye cinsel konulara yönelmiş ve orada kalmıştır!
12 eylül askeri darbesinden sonra karikatür sanatı, bütün baskılar karşısında gerekli mevzisini almış ve muhalif çizgisini en iyi şekilde sürdürmüştür. 12 eylül sonrası karikatürist sayısında patlamanın olması bir tesadüfi değildir. Bir karşı duruştur baskılara karşı. Bireysel bir başkaldırıdır! Bu bireysel okuyucusu ile birleştiğinde toplusallaşmıştır. Her çizer o dönemde üstüne düşen görevi yerine getirmiş, gerekli bir muhalif çizgiyi korumuştur. Her türlü baskıya karşı, kendi türküsünü söylemekten vazgeçmemiştir. Ülkenin içinde bulunduğu her türlü tabu sayılan konulara büyük cesaretle el atmış, onun üzerine gitmiştir. Kimsenin açık açık konuşamadığı ortamda çizgi konuşmuş, ve doğal olarakta yasaklanmalar ile de karşı karşıya kalmıştır.
Gırgır dergisinin yaptığı toplumsal muhalefete hiç bir dergi ulaşamamıştır!
Türk toplumunun aç olduğu konulardan biride cinsel konulardaki tabulardı. Bunu bir mizah dergisi kırmıştır. Mizah dergileri kapakta siyasi muhalif mesajlar verirken iç sayfalarda tamamı ile kendini cinsel konulara teslim etmiştir! Bu durum ister istemez gelişen karikatüründe belli bir okuyucu yaratmasını beraberinde getirdi. Bu okuyucu profili aynı zamanda dergininde satışını etkileyen konuma geldi. Belli bir dönem sonra ekonomik çıkarlar derginin içeriğini belirlemeye başladı. Okuyucu profiline göre üretilen karikatürler çizgide ki siyasi muhalif yönünde azalmasını beraberinde getirdi. Gırgır dergisinden ayrılanlar daha çok kadın erkek temalarını işleyen karikatürler çizerken satış grafiğini de göz önüne aldılar. Okuyucu isteğine göre çizilen karikatürler belli bir süre sonra kendini taklit eder oldu. Bu durumdan sıyrılmak için argoya yönelen çizerler kendi okuyucusunu da beraber getirdi, ve sokakların diline yeni argo sözlerin katılmasını sağladı. küfür kültürü daha geliştirmişler, yani kendine ait dil yaratmışlardır!
Karanlık bir dönemden geçiyoruz!
ülkemiz karanlık bir dönemden geçmektedir, bu karanlık dönemde karanlığın sahipleri "stratejik ortaklık" yaparak. ulusal sınırları aşmıştır.
global politikaların "embedet" politikacısı ülkemizde eller üzerinde tutulmaktadır!
bunların maskesinin inmesi için karanlığa karşı duruşun güçlenmesi gereklidir!
çizgide bunun için var olmalıdır! Karanlığın yeni efendilerinin yüzlerini sergileyebilmek için çizerlere görev düşmektedir. Çünkü bu yüzleri en iyi sergileyebilecek sanat dallarından biri karikatürdür!.. çizgide de o cesaret her zaman vardır!
karikatürde çizgi
karikatürde çizgi ile anlatım önemlidir, yoksa kelimeleri güçlendirmek amacıyla çizgi yan unsur değildir!
çizgiyi yan unsur görenler, sahneye çıkıp tek kişilik gösteri yaptığında daha büyük ilgi ile karşılaşması bir tesadüf eseri değildir. bu tip gösteriler genlikle toplumsal muhalefeti göz ardı edip, daha çok argo temelli esprilere yönelmesi ise toplumun bir aynası görevini üstlenmiştir. toplum onu sahiplenmiştir. mizahın gerçek işlevi olan muhalif duruş maalesef bir başka bahara ertelenmiştir!
11.09.2005
ismail cem özkan