Bir işten atılma olayı üzerine…

2006-10-19 13:02:00

Bir işten atılma olayı üzerine…

 

Bugünlerde bir profesör işinden atıldı, gerekçeli karar dekanı küçük düşürmek. Normal olarak randevu alarak gitmek isteyen prof.’a verilemeyen randevuya karşılık, vermiş 90 YTL muayene ücretini ve randevu almış fakat muayene saatinde çalışanların sorunlarını iletmiş, kendi sorunlarını ileteceğine. Bu durumda da o saatini hastasına ayıran büyük Prof. Kızmış ve meslektaşını işten atıvermiş!

 

Düşünebiliyor musunuz, biri namusu ile işini yapıyor, öteki para karşılığı hizmet veriyor! 90 YTL ile muayene edip, ki normalde hastalarını ücretsiz yapmak zorundadır.

 

Bir prof. neden bu paraya ihtiyaç duyar? Onun görevinin gereği olan para zaten ödenmiyor mu? Döner sermaye adı altında sağlık paralı hale dönüştürüldü, bu durumda o işletme konumunda olan yerden sağlıklı tedavi beklenebilinir mi?

 

Sorular açık, kaç zamandır sağlık iyi para getiren bir işletme gözü ile bakılıyor. Maliye bakanlığı bile bütçe açıklarını karşılamak için ilaçlara ve muayene ücretlerine durmadan yeni vergiler koyuyor. Sağlık için insanın harcamayacağı para yoktur, bunu gören gözü açıklarda soygunu biraz daha ileri götürmüşler ve işi yasal kılıflar altında rahat rahat yapmaktalar. Devlet hastaneleri, üniversite hastaneleri sosyal devletin koşulu olarak, bir güvence ile korunan hastasına ücretsiz bakmak ile yükümlüdür. Fakat bu durum sadece kâğıt üzerinde durmaktadır. Şimdi bir hasta olarak hastaneye gittiğinizde, özel randevu mu, yoksa normal mi diye sormaktadır sekreter. Şimdi özel olunca 90 YTL para yatırman gerek, yok normal olursa, artık hangi gün boş ise o güne randevu alabilirsin. Tabi uzaktan gelmişsen kıyacaksın parana!

 

İlaç firmaları kendi ilaçlarının daha çok tüketilebilmesi için doktorlara her türlü yardımı yapıyorlar, yeter ki onlar da onun ilacı hastaya yazsın. Peki, bu ilaçların kaçta kaçı gerçekten tedavi ile direkt ilişkili? Hasta olmadan hasta tedavisi yapılan kişiler var, üstelik tedavi sonunda ilaçların yan etkisi ile başka yerden hasta olmuş insanlarda. Şimdi bu kişinin hakkını kim koruyabilecek? Kim Hipokrat yeminini doktorlar gerçekten yerine getirdiğini kontrol edebilecek? Kontrol mekanizması var mı, hastayı koruyan ve kollayan düzenleme var mı?

 

Var olan düzenlemeler haksız kazancı daha da körüklemede, görevini yapan kişi hastadan artı ücret alarak görevini yapıyor, normalde o doktora o ücret zaten ödenmiş. Döner sermaye adı altında bir çeşit soygun hastanelerde uygulamada. Bu uygulama dışında olan kişilerde bir bahane edilerek işlerinden el çektiriliyor.

 

Özelleştirme ve liberal politikalar sosyal devleti ortadan kaldırdı, her şey şimdi birer meta olarak görülüyor ve yasal düzenlemeler ile soygunlar yapılmaktadır. Sokakta yapılan kapkaç ile diğer alanlarda yapılan soygunlar arasında bağlantı kurmak zor değil! Bir çeşit soygun, sonuçta yaralı ve mağdur olan halk oluyor!

 

Sağlık alanında bu kirlenmeye son verilmesi için sistemin yeniden oluşturulması gereklidir, fakat ne yazık ki bu değişimi yapacak temiz insanda çok az kalmıştır, çünkü bu kirlilikten etkilenmeyen kimse kalmamış gibi!

27.09.2006

ismail cem özkan

0
0
0
Yorum Yaz