Bayraklara bakarken düşündüklerim!

2006-09-19 13:07:00

Bayraklara bakarken düşündüklerim!

 

Ülke bu sırlarda bayrak ile giydiriliyor. Bir şeyi protesto eden de bayrak alıp balkonuna asıyor, kızını evlendirende. Yani bayrak açmak için neden bulamayanda asmak için balkonuna asıyor. Her taraf kırmızı beyaz, her tarafta ay yıldız. Ülke gazetelerin logosundaki gibi bayrak ile giydiriliyor.

 

Bayrak yasasında ne yazar bilmiyorum, fakat bayrak kullanma ve kuralları vardı eskiden, şimdi isteyen istediği gibi bayrağa biçim veriyor, istediği gibi asıyor. Bayrak eski ciddiyetini koruyor mu bilmiyorum, çünkü eskiden asılı olduğu yere saygı ile bakılırdı, şimdi ise her yerde olduğu için nereye saygı ile bakacağını şaşırıyor insan!

 

Balkonlarda asılı bayraklar çok ufak gelmiş gibi, birçok firmada binasını bayrak ile giydirmiş, bu suretle bina bakımından kurtulmuş oluyorlar sanırım! Hadi bayrağı binaya giydirmediniz biraz pahalı geldi diyelim, bina önüne hemen bir bayrak direği dikip, üzerine devasa büyüklükte bayrak as! İstanbul sahileri, tepeleri ve iş merkezlerinin önü bu dev bayraklar ile süslü.

 

Dışarıdan biri geldiğinde ne düşünür bu kadar bayrak karşısında?

 

Ben dışarıdan her geldiğimde, bayrakların daha da fazlalaştığını görüyorum. Son cenaze kaldırma merasimlerin bu bayrak asmayı tetiklediğini duydum. Çünkü arka arkaya gelen asker cenazelerine sessiz bir protesto olarak bayrak asıldığını düşünüyorum. Bayram yok, seyran yokken İzmir merkezindeki iş yerlerinin sokakları neden bayraklar ile süslensin? Bayrak bir protesto eylemi olarak önüme çıkıyor, sessiz protestonun zaman zaman sokaklara yansıdığını, ayrımcı kavgalarda görüyorum. İzmir kasabaları göç nedeniyle bir ayrımcılık içinde, göç eden Kürt nüfusunu istemeyen yerli halk ve resmi idare onları dışlıyorlar, o dışlanmaya karşıda doğal olarak bir tepki doğuyor, devasa bayraklar Kürt nüfusunun olduğu yerde dalgalanıyor, bu ülkenin gerçek sahipleri bizleriz diyerek haykırıyorlar. Kasaba girişlerinde devasa büyüklükte bayraklar dalgalanıyor, burası Türk diyarı der gibi. İçte içe yanan bir alev gibi karşımda duruyorlar.

 

Bu ülke çatışmaların olduğu değil, ortak yaşamların, ortak üretimlerin olduğu çok kültürlü yapısı ile geleceğe daha güven ile bakan ülke olmasını isterim.

 

Ülke baştan aşağıya bayrak ile giydiriliyor, sanki yeniden bir cumhuriyet doğuyor, ülke baştan aşağıya işgal altında! İşgalcilere karşı bir var olma ve özgüven göstergesi gibi. Ama bu ülke zaten bağımsızlık savaşı vermedi mi, bağımsız bir ordumuz, bağımsız bir meclisimiz ve halkımızın seçtiği bir hükümet yok mu? Nedir bu ülkeyi baştan aşağıya bayrak ile giydirmeler? Acaba bu ülkenin bizim olmasından kuşku duyan mı var, diye insan iç geçirmeden duramıyor.

 

Tamam, ekonomimiz İMF ve Dünya Bankası ipoteği altında. Ordumuz, NATO kurallarına uygun karar almak ve yapılanmak zorunda. Emekli olan ordu mensupları bir şirkette genellikle müdür ya da üst görevde işe başlıyorlar, ordu dayanışması olarak banka dahi kurmuş durumdadır. Yani bazı ordu mensuplarının durumları bayağı bir parlak durumdadır.  Okullarımız, vakıfların denetimine girdi, eğitim politikamızın ne olduğunu milli eğitim bakanı da bilemez, çünkü her şey altüst edildi. Eğitim yerine normal liselerde üniversite sınavlarına hazırlık kursu gibi, yetmediği yerlerde dershaneler ile takviye edilmiş, öğretmelerin bir bölümü hem dershanede hem de okulda çalışarak bütçesini düzeltmeye çalışıyor. Bazılarının durumu gerçekten çok iyi olduğunu duymaktayım. Hastanelerimiz Allaha emanet, bakteriler ve virüsler ameliyathanelerde cirit atıyor, yetiştirilememiş ve yetkinleşememiş doktorlar daha çok para kazanmak için hastalarını hem devlet hastanesinde bakıyor hem de özel muayenesinde. Bazı öğretmeler gibi onlarında bazılarının durumu çok iyi olduğunu duymaktayım. Belediyelerimiz döner sermaye sayesinde yakınlarını kollama yerine dönüşmüş, iyi bir gelir kapısı olarak görülmekte, hatta bazı belediye başkanları yerlerine oğullarını dahi hazırladıklarını duydum! Maliye bakanlığımız her kişinin üzerinden nasıl vergi alınacağını, zengine ise nasıl teşvik verileceğini düşünür! Yeter ki ülkemizin sanayisi güçlensin! İçişleri bakanlığımız her sene içinde ne kadar polis alınacağını düşünür ve açıklar, her memur eyleminden önce polislerin ekonomisinde küçük düzenlemeler yapılır, bu sayede polislerde kendileri gibi memur olan eylemciler karşısında durabilsinler! Diyanet işleri ise başbakanlığa bağlı olarak çalışır, Türkiye’ye özel İslam’ın nasıl kökleşmesi gerektiği konusunda projeler üretir, alevi köylerine cami yapımına son hızla devam edilir, oralara hoca ataması hemen yapılır. Bu arada Hıristiyan misyonerlere karşı savaşta cephe açmayı da ihmal etmezler. Nazara karşı da tavsiyelerde bulunur!...

 

Kısaca ülkemizdeki manzarayı da bildiğimi ve izlediğimi bu şekilde göstermiş oldum, değil mi? Soruları sorarken öyle bilgisizce sormuyorum, lütfen sorularımı ciddiye alın!

 

Cuma günleri camii önlerinde yeşil bayrak açıp tekbir getirenler, Filistin bayrakları ile Lübnan işgalini kınayanlar, ekonomik mücadelede dahi bayrak taşıyan sendikalar, arabalarının arka camını bayrak ile kapatanlar, sünnet arabalarını bayrak ile baştan aşağıya giydirenler hep bu ülkenin şehrinde ve her an karşımızda. Bayrak ile kaplanan cenaze tabutları yine bu ülkede. Şehit olan emniyet güçleri yanında biraz parası olanında cenazesi bayarak ile sarılıyor, ben bu ülkede bir bayrak yasasının var olduğunu biliyordum, acaba o yasa hala yürürlükte mi?

 

İlkokul kitaplarının ilk sayfaları kocaman bayrak ile süslü, festival yapılan kasabaların köylerin ve şehirlerin sokakları bayraklar ile giydiriliyor, hiç alakası olmayan günlerde dahi şehrin en işlek caddesindeki direkler bayraklar asılmış. Parti binalarının önünde parti bayrağı ve Türk bayrağı ile süslü, sanki ülke seçime gidiyor. Bayrak sanki bir şeyleri kapatıyor gibi bir his doğuyor içimden. Bayrakların altında ne var demeden kendimi alamıyorum. Çünkü bizim kültürümüzde hep kilim altına ve post altına atma alışkanlığımız var, bir şeyin görülmesini istemiyorsak üzerine bir şey kapatırız. Evet, bu bayrakları asarken neyi düşünüyoruz?

 

Yakında arabalara da bayrak giydirirsek hiç şaşmayacağım, bugüne kadar neden giydirilmediğini de kendi kendime soruyorum, acaba trafik kanunu ve karayolları kanunu mu engel buna? Çünkü bayrak yasası ortada yok, her isteyen istediği büyüklükte bayrağı istediği yere asıyor, istediği gibi kullanıyor! Yoksa bayrak üretim maliyeti mi çok düştü, bu kadar bayrak kullanılıyor?

 

Şimdi ben bu kadar bayrak lafı geçen yazı yazdım ya, bana bayrak gönderirler, evimin balkonuna asayım diye!

 

26 Ağustos 2006

ismail cem özkan

 

0
0
0
Yorum Yaz